Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşı doymak bilmez bir iştahtı. Dünyaya kötülük tohumlarını eken, halklarını talan eden erkeklerdi bunlar; kalın sesli, ikna yeteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkeklerdi. Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu. Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.
Herkes dedi ki otuzlar çok rahat.
Otuzlar şahane. Bu rahatlama yaşı ben kaça gelirsem bir sonraki on yıla taşınıyor olmalı. Şimdi de "Of , asıl kırklar!... Kırklarda başlıyor hayat." diyorlar. Tüm dünyanın örgütlenip bana toplu şaka yapacağı kadar da değerli değilim üstelik.