Insan nasıl geçtiğini anlamadığı saatler varken bazı dakikaların hiç geçmemesini diler, hatta onları durdurmak ister. Üstelik tam bir tutarsızlık halidir, akrep ile yelkovanı durdurma isteği, bazen mutluluktandır bazen çaresizlikten...
"insanlar şu gerçeği unuturlar, ama sen unutmamalısın: Evcilleştirdiğimiz şeylerden sorumlu oluruz. Sen de gülünden sorumlusun.."
Küçük prens unutmamak için tekrar etti:
" Gülümden sorumluyum..."
Büyükler rakamları çok severler. Onlara yeni bir dostunuzdan söz ettiğinizde size onun hakkında hiçbir zaman önemli şeyler hakkında soru sormazlar: "Hiçbir zaman sesinin tonu nasıldır? Hangi oyunlardan hoşlanır? Kelebek koleksiyonu yapar mı?" Demezler. Bunun yerine hep " kaç yaşında? Kaç erkek kardeşi var? Kaç kilodur? Kaç para kazanıyor? Gibi sorular sorarlar sadece. Bu soruların cevabını alınca onu tanıyacaklarını sanırlar.
Hayatımız bazen öyle bir yere geliyor ki dağ gibi büyük.. altından kalkmak mümkün olmuyor. Nefesimiz kesiliyor, ağlamak istiyoruz ama göz yaşı kalmayınca onu da yapamıyoruz ve sonunda da yavaş yavaş tükeniyoruz
Aramızdan sevdiklerimiz gidiyor engel olamıyoruz sadece izlemekle yetiniyoruz, gülüyoruz ama o gülmek içten değil. Giden gelmiyor gidenin yeri dolmuyor. Gözler gidenlerde kalıp duruyor. Hasret bu, bitmiyor..