Türk edebiyatımızın köşe taşlarından biri Sait Faik Abasıyanık.
Toplamda yirmi hikayeden oluşan bu eserini müthiş bir gözlem gücüyle bizlere aktarmış. (Küçüklüğünden beri annesine olan düşkünlüğü ve yalnızlığı sevmesi mi onu bu denli iyi bir gözlemci yapmıştı?)
Sait Faik’in birbirinden kıymetli bu hikayeleri İstanbul’u,balıkları,balıkçıları,kuşları,köprüleri,
ağaçları,adaları anlatsa da aslından merkezinde hep insanı anlatmış.
Bu eserini okuduktan sonra kendime dedim ki herkesin bir Sait Faik hikayesi olmalı.
Benimkini söyleyeyim: Sinağrit Baba ve Dülger Balığının Ölümü…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sınır konulmadan büyütülmüş erkek çocuklar,sonuçta, sınır tanımayan, kural tanımayan erkeklere dönüşür toplumlarda; genelde sınır konularak büyütülmüş kız çocukları ise giderek ezilmiş kadınlara dönüşür.
Tabiattaki kendinden zayıfını yutma kuralı en küçük mikroplardan en büyük hatta en yüksek canlılara kadar geçerli… Cemiyetler, hükümetler, devletler de böyle…
İnsanların çoğu kâinatın azametine göre kendi küçüklüklerini adeta hiçliklerini görebilecek görüş açıklığına ve keskinliğine sahip olmaktan pek uzaktır.