Herkesi her an izliyor da olabilirlerdi. Ama size istedikleri zaman bağlanabildikleri açıktı. Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlendiğini varsayarak yaşamak zorundaydınız; zorunda olmak ne söz, artık iç güdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyordunuz.
Tıpkı benim gibi insanlar işlerinden çıkmış, bir an önce evlerine gitmenin ihtiyacıyla koşturuyor ve etrafında olan biten her şeyi görmezden geliyordu. Ne tuhaftı, hayatta kalmak için çalışıyor ama hayatı görmezden geliyorlardı.