Zilan Tatlı/Sert

Zilan Tatlı/Sert
@Zilann79
Yaşadıkça gördüm ki, cüceymiş bütün devler..... DM atma kitap oku !!!!!
Dentist
Lisans Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
İstanbul
454 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·261 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
Uçaktan düşen bir grup insanların adaya düşmesiyle hikaye başlıyor. O güzelim doğayı nasıl mahvettikleri, insanların birbirinin üzerinde hakimiyet kurma çabası sonucu vahşileşerek birbirlerini öldüreceğini ve nasıl kendilerini kaybettiklerini anlatıyor . Güzel öğüt verici bir kitap. iyi okurlar 🖐 insanoğlu böyledir efendim vahşidir. ! Şaşırmamak
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·481 syf.··
2020 15. kitabı
Acı İçerir. Anarşist devlet adamları ve ırkçı yasalar nedeniyle, hayat arkadaşını bir gemide patlarken seyretmenin acısı neye denktir? Profesörümüz Maximillian Wagner'in 59 yıl sonra İstanbula inişiyle başlayan hikaye, onu karşılamaya giden 36 yaşında monoton ve tekdüze yaşamının esiri olmuş bir üniversite çalışanı olan Maya Duran'ın, profesörün hikayesine merak salmasıyla başlamış. Türk ve Alman tarihin tozlu raflarında terkedilmiş hikayeler büyük usta Zülfü livaneli aracılığıyla gün yüzüne çıkmıştır. Nazilerin Yahudi düşmanlığına karşın Nadia adında bir yahudiye deli divane aşık olan profesör onu Almanya'dan kaçırıp Türk topraklarına getirmek ve burada huzur içinde yaşatmak ister fakat işler onun istediği gibi gitmez. Nadia'nın Yahudi olduğu fark edilir ve yola çıktıkları sırada pröfesörden kopartılır. Artık bir suçlu olan profesör Almanya'ya dönüp onu yanına alamayacaktır. Önce toplama ve işkence kamplarına yerleştirilen, İşkenceye maruz kalan hamile Nadia'yı kurtarmak için, profesör bir yol arar ve bulur. Filistin'e yola çıkan bir gemiye pröfesörün dostları tarafından bindirilen nadia'nın başına gelenleri Maya Duran'nın anlatımıyla okuyacaksınız. Eserde ayrıca 2000 li yılların Türkiye'sini, insanların kadınlara bakış açılarını, Maya Duran'ın anneannesi ile babaannesinin başına gelen olayları, ırkçı saldırıları ve tarihin önemli birkaç hikayesini diş bileyerek okuyacaksınız... Ben okurken bazı bölümlerinde kendi kendime fazla uzatılmış bir kitap, sıkıldım dediğim de oldu lakin Zülfü Livaneli epilogunda(son söz) şu sözleriyle bu konuya da açıklık getirmiş; " ben bu hikâyeyi güzel olsun diye değil, anlatmaya değer bulduğum için yazıyorum." Belki bir günde okudum bitti diyebileceğiniz bir eserden değil ama; okurken satırlarda kaybolacağınız, düşünerek, kafa
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Puan vermedi··
Beğendi
Posta Kutusundaki Mızıka (Özel Baskı) Sevgili Dost! Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerinin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar, çünkü her zaman içinde bulundukları anı sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler. Eski zamanlarda Almanların yaptığı gibi, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriş şekli bizimkinden oldukça farklıdır. - A. Schopenhauer
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
9/10
··
Beğendi
Satranç sonsuz eski, ama aynı zamanda sonrasız yenidir; kuruluşu mekanik, ancak sadece hayalgücü ile etkilidir; geometrik açıdan sabit bir alanla sınırlı olmakla birlikte kombinasyonlarında sınırsızdır, sürekli kendini geliştiren, ancak yine de verimsiz, hiçbir yere götürmeyen bir düşünme eylemidir; hiçbir şey hesaplamayan bir matematik, esersiz bir sanat, temelsiz bir mimaridir. Stefan Zweig'ın, 1942 yılında, Hitler iktidarından kaçarak sürgün hayatı yaşadığı Buenos Aires'te yayımladığı Satranç adlı romanı, hem yazarın intiharından önce bıraktığı bir veda mektubu hem de doğrudan Nazizm'i hedef aldığı tek kurmaca eseridir. New York'tan Buenos Aires'e yapılan bir gemi yolculuğunda, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic, kendisi için beklenmedik bir rakip olan Dr. B. ile karşılaşır. İsimsiz bir amatör olan bu gizemli rakibin satrançla tanışmasının olağanüstü bir hikâyesi vardır. Bir Nazi kurbanı olan Dr. B., o kara günlerde sadece satranç sayesinde ayakta kalabilmiştir. Hikâyenin diğer kahramanı Czentovic ise iletişim kurmakta zorlanan, yaşamında satranç dışında hiçbir şey olmayan, kazanmaya kurulu bir saat, soğuk, küstah, kuralcı, yüzeysel, kültürsüz, karacahil bir "dahi"dir. Bu kısa anlatıda, Zweig'ın tüm izleklerini bulmak mümkün: dünün dünyasından bugünün dünyasına geçiş, marazi tutkular, sapkın zekâlar, felaketlerini yaşamları boyunca taşıyan bireyler, fazişm ve kaba şiddet karşısında Avrupa'nın ve dünyanın kaderi…
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma