O anda, kalabalık arasında biri "Üstat," diye seslendi.
"Hayat bizim umutlarımıza ve arzularımıza acıyla karşılık verdi. Kalplerimiz nedenini bilmeksizin acı çekiyor. Yalvarıyorum sana, teselli et bizi ve acılarımızın anlamını aç bize!"
İyi bir adam olduğu için hep akla yatkın buyruklar verirdi.
"Eğer ben bir generale bir martı olmasını buyurursam ve sözü edilen general de dediğimi yapmazsa suç onun değil benimdir"
"Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur," dedi tilki.
"Sözgelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar,saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum.
Mutluluğumun armağanını veririm sana, ama gelişigüzel gelirsen içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. Ayinsiz olmuyor."
DÜŞÜN-ü-YORUM
Olayı yine yanlış okuduk, hala yanlış okuyoruz.
Konuyu özelleştirerek kadın cinayetlerine indirgediğimizde yine bir sonuç alamayacağız, iki gün sonra yine unutacağız ve bir müddet sonra bu sefer yanan ateş başka yuvaları sarsacak.
Bu ülkede bilinçli olarak piç bir kültür oluşturuldu ve bu kültür sadece kadına değil farklı olan her şeye, kendinden güçsüz olan herkese düşman.
Bilinçli olarak konu çok dar bir perspektifte tutuluyor çünkü bu piç kültürün koruyucuları geniş pencereden bakmamızı istemiyor ve sırayla bütün yapıları birbirine düşman edecekler. Kadını erkeğe, zengini fakire, köylüyü kentliye, beyazı siyaha ...
Olayın özünü asla anlamayağız çünkü hazır şablonlarımız var çünkü bizi yönlendirecekleri yola dünden razıyız.
Mehmet ÖZTÜRK