Günümüzün çocuklarına verilen eğitim çok da akılcı değildir ve gerçeğin belirsiz algısı üzerine kuruludur. Tüm bu ödüller ve cezalar sistemi, sadece duyguların iradeyi harekete geçirebileceğine dair belirsiz bir inanca dayanır. Bu algıya göre, duygusal hassasiyeti düşük seviyede olan çocukları irade açısından eğitmek çok zordur. Dolayısıyla her açıdan eğitim anlamında zorluklar yaşanır. " İtiraf etmek gerekir ki eğitim sistemindeki en büyük sıkıntılardan biride bu duygusal hassasiyeti olan çocukların yetiştirilmesi konusundadır. Söylenenler onlar için yalnızca dikkat dağıtıcı etmenlerdir. Her şeyi dinlerler ancak hiçbir şey duymazlar."
. Fikirler, tek başına bir güç temsil etmezler. insan bilincinde ki tek şey fikirler olsaydı, güç olarak ifade edilebilirdi. Ancak zihnimizde ki duygusal durumlarla çatışma devam ettiği sürece, fikirler güçlerini duygulardan ödünç almak zorundadır.
. Fikirlerimizin güçsüzlüğü, tam olarak bizim kontrolümüz altında oldukları için aslında daha da acınacak haldedir.
. Fikirlerimiz üzerinde güç bizdedir! Ancak , tembellik ve duygusallıkla karşılaştırıldığında fikirlerimizin gücü neredeyse hiçtir.
Özgür olmak hakkını elde etmeyen kimse özgür değildir. Özgürlük ne bir hak ne de bir durumdur; özgürlük bir ödüldür. Ödüllerin en büyüğü ve en büyük mutluluk kaynağı....
....
Ağlamayınız, ağlamayınız! dedi, başka türlü yaşayamazdınız!
Bununla birlikte insanların fena yaşamakta olduklarını anlıyorsunuz...
Daha ne insanlar var ki, sizden daha iyi durumda oldukları halde yine de hayvan gibi yaşıyorlar, geçimleriyle övünüyorlar.
Oysa o geçimde ne var ki iyi olsun? Bir gün çalışıp kazandıklarını ertesi gün yiyorlar, çalışmak ve yemek!...
İşte her günkü yaşayışları...
Ara sıra; çocuk sahibi de oluyorlar. İlk önce bu hoşlarına gider,
bununla eğlenirler, sonra çocuklar da çok yemeye başlayınca kızarlar, sövüp sayarlar. "Oburlar, çabuk büyüyün de kendi ekmeğinizi kendiniz kazanın" derler.
Onlar, çocuklarını hayvan gibi kullanmayı daha çok üstün tutarlar. Çocuklar da durmaz ki; onlar da aralıksız midelerini doldururlar, işte yaşayış böylece sürüp gidiyor.
Ne ruhları bir sevinç tadar ne kalpleri düşünceyle tadlanır! Bir takımı fakirler gibi hep dilenir, bir takımı başkalarının malını çalar!
Kanunlar haince yapılmış, halkın başına memur diye eli değnekli adamlar dikilmiş, bu memurlara "herkesin bu kanunlara boyun
eğdirin, bunlar sayesinde biz onların kanını emebiliriz!" denilmiş!
Bir adam dıştan gördüğü baskıya boyun eğmedi mi; onun kafasına zorla birtakım kurallar, insanın aklını sıkacak şeyler yerleştiriliyor.