Neden incitmek istesinler ki benim küçücük yüreğimi, ayaklarımı, küçücük ellerimi, beni saran tenimi; hem tanrı da benim içeride sıcacık olmamı istiyor; ayak parmaklarımda. Tanrı niçin böylesine her şeyi çürümeye, ölmeye, incinmeye müsait yaptı ve farkına varıp haykırmamı niçin istiyor? Neden bu vahşi toprak ve çıplak beden ve kırılmalar
Stefan ZWEIG, seni her okuduğumda bir başka etkileniyorum. Bu kitapta maneviyata büründüm sanki. Kalbim ayrı bir çarptı, Tanrıya, Tanrının adaletine, insanın duygularına, inanış tarzına, unutkanlığına o kadar güzel değinmiş ki…
Neye inanıyoruz biz ya da inanıyor muyuz?
Korku mu bizi inanca bağlayan, sevgi mi?
Bizi uzaklaştıran ya da inkara götüren ne?
Hangi davranışımız günah?
Bilmeden yaptıklarımız mesela…
Kaçabilir miyiz günahtan, eylemsizlikte bir eylemken dünyada…
( Rahel, Yakup, Virata)
Bilerek haksızlık yapmadım, aksine günahtan kaçındım hep, ancak bizler ayaklarımızla toprağa, eylemlerimizle Sonsuz Yasalara zincirliyiz. Eylemsizlik de bir eylemdir!