Diktiği gömleği aynı yerden defalarla söküp diken velinin:
-Nefsim beni bir şeyle meşgul etmeden ben, onu meşgul etmeye bakıyorum!
Demesi...Ve başka bir velinin durmadan tesbih çekerken ne aradığını soranlara:
-Gafleti arıyorum!
Cevabını vermesi...Bunlarda halimi andıran pırıltılar görmekle beraber, sefil mevkiimi onların ulvi makamlarına yakıştıramıyordum.
Materyalistik şartlanmanın yönlendirdiği insan, mülkün Allah'a ait olduğunu artık unutmuştur.Dünyayı kendisinin malı saymak yolundaki vehmi mal karşısında, eşya karşısında onu açgözlü, doymak bilmez bir yaratık haline getirmiştir.
Gerçekler, ne yaparsanız yapın, gizlenemezdi.Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir,işkence yaparak sizden alınabilirdi.Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa, sonuçta ne fark ederdi ki?Duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı;siz kendiniz bile değiştiremezdiniz duygularınızı,isteseniz bile.Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi;ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu.