İnanmayacaksınız çünkü,beş yüz frangı aldım, bir lağım deliğine attım. Sonra kaldırıma oturdum, yumruklarımı gözlerime bastırıp danalar gibi ağladım, ama mutluydum. Madam Rosa'nın evinde güvence diye bir şey yoktu, yaşlı hastaya karşı kıldan inceydi boynumuz, parasızlık, tepemizdeki yetimhane; bir yaşam değildi bunlar bir köpek için.Eve dönüp de Madam Rosa'ya Süper'i beş yüz franga sattığımı, parayı da lağım deliğine attığımı söylediğim zaman kadının ödü patladı, yüzüme baktı, koştu gitti odasına, kapıyı da içerden iki kez kilitledi. Ondan sonra uyumak için hep kilitliyordu kapısını, bir de bakarsın boğazını kesmeye kalkarım diye.
Öbür veletler köpeği sattığımı öğrenince dehşet bir çıngar kopardılar, çünkü Süper'i gerçekten değil, yalnızca oynamak için seviyorlardı.
''Bir başkasının onlar için doğru bulduğunu, kişinin kendisi için doğru bulduğu şeyin üzerine çıkarmayı haklı gösterecek hiçbir gerekçe düşünemiyorum.''
"Daha sonra bizzat o kişi de bundan mutluluk duyacak olsa bile mi?"
Başını hayır anlamında salladı. "Burada mutluluktan değil, onur ve özgürlükten bahsediyoruz."