Genellikle bir insanın tüm masrafını geniş mi dar mı tuttuğunu kestirebilmek için, evinin kirasından daha iyi herhangi tek bir gider ya da tüketim maddesi belki yoktur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her hizmet gereği gibi yerine getirilmek için, o hizmetin ücretinin ya da ödülünün öyle görülüyor ki, hizmetin niteliğine elden geldiğince tam oranlanmış olması lazımdır. Herhangi bir hizmete verilen ücret pek azsa, hizmet, orada çalışanlardan çoğunun değersizliğinden ya da yetersizliğinden zarar görmeye çok yatkındır. Ücret gereğinden çok fazla ise, hizmet, bunların ipe un sermesinden ve aylaklığından belki büsbütün etkilenmeye yatkındır.
Kolejlerle üniversitelerdeki sıkı düzen genellikle öğrencinin yararı için değil, öğretmenlerin çıkarı yahut daha hakkıyla belirtmek gerekirse, rahatlığı için düşünülmüştür. Amacı her durumda öğretmenin nüfuzunu korumak; öğretmen, görevini ister yapsın, ister ipe un sersin, öğrenciyi ona karşı her durumda, sanki canla başla ve büyük bir yetenekle görevini yapıyormuş gibi tavır takınmaya zorlamaktır. Sıkı düzen öyle görülüyor ki, öğretmen kısmının, hikmet ve erdem içinde yüzdüğünü, öğrenci kısmının ise bir şeye yaramadığını, aklının hiçbir şeye ermediğini varsayar. Ama öğretmenler görevlerini hakkıyla yaptı mı, öyle sanırım ki, çoğu öğrencinin görevlerini savsadıklarının örneklerine rastlanmaz. Gerçekten dinlenilmeye değer ders verilen yerlerde pekâlâ fark edildiği üzere, bu tür derslere devamı zorlamak için hiçbir zaman sıkı düzene gerek yoktur.
Her insanın çıkarı, elinden geldiğince rahat yaşamaktadır. Pek sıkıntılı bir görevi ister yapsın ister yapmasın, kazancı hiç değişmeksizin olduğu gibi kalacaksa, hiç değilse kabaca anlamda çıkarı, elbette ki o ödevi ya yüz üstü
bırakmaktadır; ya da bu şekilde davranmasını hoş görmeyecek bir makamın buyruğu altında bulunuyorsa, ödevi, bu makamın göz yumduğu ölçüde dikkatsiz ve baştan savarak yapmaktadır.
Yargı erki, yürütme erkiyle birleşti mi, adaletin, halk dilinde politikacılık denilen şeye sık sık feda edilmemesi imkânsız gibi olur. Devletin büyük çıkarları kendilerine emanet edilen kimseler, fesat görüşleri olmaksızın bile, kimi zaman bir özel kişinin haklarını bu çıkarlara feda etmenin zorunlu
olduğunu düşünebilirler. Gelgelelim her bireyin özgürlüğü kendi güvenliğini benliğinde duyması, adalet yönetiminin yansızca işlemesine bağlıdır. Her bireyi, kendine ait her hakkı elinde bulundurmasının güvenle sağlama bağlanmış olduğuna içten inandırmak için, yargı erkinin yürütme
erkinden hem ayrılması, hem o erk karşısında imkân ölçüsünde bağımsız hale getirilmesi gerekir. Yürütme erkinin geçici hevesine göre, yargıcın memurluğundan çıkarılması ihtimali olmamalıdır. Maaşının aksamadan ödenmesi, yürütme erkinin iyi niyetine, hatta tutumluluğunun yerinde olmasına bile bağımlı kalmamalıdır.