Alper

Alper
Ne aşağıda teselli var, ne yukarıda. Bir tek biz varız. Küçük, kimsesiz, çabalayan, birbiriyle savaşan bizler.
Mülki yönetim, gerçekte, zenginlerin yoksullara, yahut biraz malı mülkü olanların hiç malı olmayanlara karşı savunulması için kurulur.
Sayfa 794·Kitabı okudu
Tarih
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Topluluklarda Bağlılık
Sonradan görme yüceliğe, her yerde, eskiden beri süregelen yüceliğe göre daha az itibar edilir. Tahtı gasp edenlerden tiksinme, eski bir kral hanedanına sevgi, daha çok, insanların ötekilere karşı doğal olarak duydukları iğrenmeden ve berikine karşı besledikler saygıdan ileri gelir. Bir subay her zaman komutası altında bulunduğu bir üstün nüfuzuna isteksizlik göstermeden katlandığı halde, astının başına geçirilmesine katlanamadığı gibi, insanlar da kendilerinin ve dedelerinin hep boyun eğmiş oldukları bir aileye kolayca boyun eğerler. Ama bu tür bir üstünlüğünü hiç teslim etmedikleri bir başka aile onların yönetimini ele aldı mı, ifrit olurlar.
Sayfa 792·Kitabı okudu
Tarih
Barut ve Ateşli Silahların Türetilmesi ve etkileri
Çağcıl savaşta ateşli silahların ağır masrafı; o masrafa katlanmaya en gücü yeten millet yararına ve dolayısıyla yoksul ve barbar bir millete göre, varlıklı ve uygar bir millet yararına açık seçik bir üstünlük sağlamaktadır. Eski zamanlarda, yoksul ve barbar uluslara karşı kendilerini savunmak, varlıklı ve uygar milletlere güç geliyordu. Yeni zamanlarda, kendilerini varlıklı ve uygar milletlere karşı savunmak, yoksul ve barbar uluslara güç gelmektedir. İlk bakışta pek zararlı bir buluş gibi görünen ateşli silahların türetilmesi, uygarlığın sürüp gitmesi için olsun, yayılması için olsun, kuşkusuz hayırlıdır.
Sayfa 788·Kitabı okudu
Tarih
İşlenmiş ürünün az miktarı, çok miktarda işlenmemiş ürün satın alır. Bundan ötürü; ticaret ve sanayiyle uğraşan bir ülke, işlenmiş ürününün ufak bir kısmı ile, başka ülkelerin işlenmemiş ürününün, tabii, büyük bir kısmını satın alır. Oysa ticareti ve sanayisi bulunmayan bir ülke, tersine, işlenmemiş ürününün büyük bir kısmını harcamaya ve başka ülkelerin işlenmiş ürününün pek küçük bir kısmını satın almaya genellikle yükümlüdür.
Bundan başka, yönetimin bütün üyeleri, az çok kendi hesaplarına ticaret etmekte olup, onlara bunu yasak etmek boşunadır. On bin mil uzakta ve bu yüzden hemen hemen tamamıyla gözden ırak bulunan büyük bir ticarethanenin kâtiplerinin, kendi hesaplarına herhangi bir tür iş yapmaktan patronlarının üstünkörü bir buyruğu ile hemen vazgeçivereceklerini, imkânı ellerinde olan bütün yükünü tutma umutlarını sonsuza değin bir yana bırakıp, o patronların kendilerine verdiği orta halli (ancak, orta halli olmakla birlikte, çoğu kez ortaklık ticaretinin gerçek kârlarının kaldırabileceği yükseklikte olduğu için, binde bir artırılabilen) aylıkları öpüp başlarına koyacaklarını ummaktan daha büyük anlamsızlık olmaz.