Hippias gereğinde her şeyden sevine sevine elini çekip Musalarla baş başa kalabilmek için kendini bilime vermekle kalmadı; ruhunun kendi kendiyle yetinmesi, dışarıdan gelecek rahatlıklardan yiğitce vazgeçebilmesi için filozof olmakla da kalmadı; büyük bir merakla yemek pişirmesini, tıraş olmasını, giysilerini, ayakkabılarını, kendi yapmasını da öğrendi ki, kendi yükünü taşıyabildiği kadar kendi taşısın ve kimsenin yardımına muhtaç olmasın...
Vermek nasıl bir üstünlük belirtisi ise, almak da bir boyun
eğme belirtisidir. Bunun içindir ki Beyazıt, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleymanın bir Hint İmparatoruna yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kabaca reddederek bizim adetimiz almak değil vermektir, demekle yetinmemiş, hediyeleri getiren elçileri de zindana attırmış.
Bir başkasına bağlı yaşamak, yürekler acısı ve kötü bir
şeydir. Kendimiz ki en iyi, en emin sığınağımız odur; kendimiz bile yeterince güvenilir değiliz. Kendimi hem yürekçe-çünkü asıl iş yürekli olmakta-hem varlıkça öyle hazırlıyorum ki, başka her şeyimi yitirdiğim zaman kendimle yetinmesini bileyim.
Yelkenlerim kuzey rüzgarlarıyla dolmadı, seferim
de kızgın güneş rüzgarlarıyla sıkıntı yaşamadı.
Zorlukta, zihinde, görünüşte, ahlakta, konumda ve
mal mülkte büyüklerden epey geride kalsam da,
geriden gelenlerin birincisiyim.
#QuintusHoratiusFlaccus