Alper

Alper
Ne aşağıda teselli var, ne yukarıda. Bir tek biz varız. Küçük, kimsesiz, çabalayan, birbiriyle savaşan bizler.
İnsanlar bürokratik olarak yönetilince demokratik süreç, bir törene dönüşür. İster büyük bir şirketin hissedarlar toplantısı olsun, ister siyasi bir seçim veya bir sendika toplantısı, birey, kararları belirleme ve karar alma aşamasına aktif katılımındaki tüm etkisini kaybetmiştir. Özellikle siyasi alanda seçimler giderek, bireyin profesyonel politikacılardan oluşan iki aday listesinden biri için tercih belirttiği referandumlar haline indirgenmektedir ve söylenebilecek şey, bireyin kendi rızasıyla yönetildiğidir. Ama bu rızayı oluşturan yöntemler, telkin ile manipülasyondur ve bunlar sayesinde, en önemli kararlar -savaş ve barışı içeren dış politika- ortalama bir vatandaşın neredeyse hiç tanımadığı küçük gruplar tarafından alınır. ---
Sosyoloji
Reklam
Bu yüzyıl, devlet yönetimlerinde, iş dünyasında ve işçi sendikalarında hiyerarşik bürokrasiler yüzyılıdır. Bu bürokrasiler, nesneler ile insanları bir görerek yönetirler; belli ilkeleri, özellikle
Sosyoloji
İnsanlık tarihinin büyük bir kısmında itaat erdemle, itaatsizlik ise günahla özdeşleştirilmiştir. Nedeni basittir: Şimdiye kadar tarihin büyük bir bölümünde, bir azınlık çoğunluğa hükmetmiştir. Bu hâkimiyeti gerekli kılan, hayatın güzelliklerinin sadece azınlığa yetecek kadar olup, çoğunluğa kırıntıların kalmasıdır. Eğer bu azınlık güzelliklerin tadını çıkarmak ve bunun da ötesinde çoğunluğun kendine hizmet etmesini, kendisi için çalışmasını istemişse gerekli şart şuydu: çoğunluk itaat etmeyi öğrenmeliydi. Şüphesiz ki, itaat katıksız güç kullanılarak oluşturulabilir. Fakat bu yöntemin birçok olumsuz yanı vardır. Bu yöntemde, çoğunluğun bir gün güç kullanarak azınlığı iktidardan indirme olanağına sahip olma olasılığı daimi bir tehdit oluşturur; dahası, itaatin ardında korkudan başka bir şey bulunmuyorsa düzgün olarak yapılmayacak birçok iş vardır. Dolayısıyla, sadece güç kullanımı korkusundan kaynaklanan itaat, kalpten gelen itaate dönüştürülmelidir. İnsan, itaatsizlik etmekten korkmak yerine itaat etmek istemeli, hatta buna ihtiyaç duymalıdır. Bunu başarmak için otorite, En İyi'nin, En Akıllı'nun niteliklerini üstlenmeli, Her Şeyi Bilen haline gelmelidir. Bu gerçekleşirse otorite, itaatsizliğin günah, itaatin erdem oluğunu ilan edebilir; bir kere bu ilan edildikten sonra da çoğunluk itaati kabullenebilir, çünkü itaat etmek iyidir ve korkak olduğu için kendinden tiksinmektense, kötü olan itaatsizlikten nefret eder.
Sosyoloji
İnsan neden itaat etmeye yatkındır, karşı gelmek neden bu kadar zordur? Devlet'in, Kilise'nin otoritesine ya da kamuoyuna itaat ettiğim sürece kendimi güvende ve korunmuş hissederim. Aslında hangi güce itaat ettiğim çok az fark eder. Bu daima, herhangi bir şekilde bir güç uygulayan ve hilekarca her şeyi bildiği, her şeye gücü yettiği iddiasında olan bir kurum ya da kişidir. İtaatim beni, tapındığım gücün bir parçası yapar, dolayısıyla kendimi güçlü hissederim. O benim yerime karar verdiği için hata yapmam; yalnız kalmam çünkü bana göz kulak olur; günah işleyemem çünkü o buna izin vermez. günah işlesem bile cezam sadece, o her şeye kadir güce dönüşün bir yoludur.
Sosyoloji

Alper

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
12 günde okudu
·
2022 2. kitabı
Erich Fromm
8.2/10 · 78 okunma
Reklam