Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmaz akışında
Ahmet Hamdi Tanpınar
Bazen insanın içinde bir boşluk oluşur da hüzün bir kuş gibi uçar gelir ya yanına. Öylece, bir anlam veremeden izlersin etrafta olup bitenleri. Yankılanan milyonlarca soru ardında, cevap veremezsin insanlara. O sırada tek istediğin gözlerini kapamak ve öylece durmaktır. Zamandan tamamen soyut ama aksine tam olarak zamanın içinde.
Durdu ve sustu. Hayatı boyunca sustu o. İnsanlar onu gördüler ve anlam veremediler. Keşke sussalardı da sessizliğin içindeki çığlıkları duysalardı. Susmadılar. Aksine daha çok konuştular daha çok konuştular.
O ise susmaya devam etti. Her gün salepe daha çok anlam yükledi. İnsanlar onu gördüler ama bakmadılar. Keşke bilselerdi de gözlerini açmayı, onu kalbindeki ateşi göreceklerdi. Anlamaya çalışsalardı onun neden salep içtiğini o zaman şu cevapla karşılaşacaklardı belki de: Salepti göğsü yumuşatan, tüm dertlerini unutturan ve içini ısıtan. O salepten her yudum aldığında daha da anlamını kaybediyordu annesinin ölümü ve soğukluğu. Ama insanlar görmediler, gözlerini yumduklar ve açmayı denemediler.
Ve bilmediler ki insanı ayakta tutan şey umuttu. Umudunu yitirmişti o bir kere. O hayata devam etmeyi değil küsmeyi seçmişti.
Oysa doğanın kanunuydu bu: unutan unutulur. Hayat onu unuttu. Gelecek defterinden ismi silindi. Kimse onu ne hatırladı ne de adını andı.