Kişi mutlu olmak istiyorsa, mösyö, sorumluluklarını asla anlamamalıdır; çünkü onları anladığında bir daha asla karşı koyamaz. Adeta onları anladığınız için sizi cezalandırır; ama hayır aslında sizi ödüllendirir; çünkü sizi kendinizi Tanrı'nın yanında hissettiğiniz bir cehenneme atar. İnsan ancak yüreğini parçaladığında vicdanen huzurlu olur.
Çileciliğin, uyuşuklukla edilginleşmiş, dünyevi faaliyetlere yabancılaşmış ruhun depremler ve felaketler dışında keyifli ya da kederli hiçbir insani duyguyu yaşamadığı bir evresi vardır.
- Hayatta iyi ya da kötü hiçbir şeyin kokusunu almıyorsun.
İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktır. Kısacası tüm beden bir nehir gibidir, ruh ise bir rüya ya da hülya gibidir: Hayat savaşa ve bir yolcunun geçici konaklamasına benzer, ölümden sonra ün de unutulur. Bu yüzden bizi ne koruyup gözetecek? Bizi koruyup gözetecek yegane şey felsefedir. Bu da bir başkasının yaptığı ya da yapmadığına hiç ihtiyaç duymayan ilahi zekayı koruyup gözetmektir. Kendisi neden yapmış olursa olsun, gerçekleşen ve payına düşen şeylerin kendisiyle aynı kaynaktan geldiğini kabul etmektir. Hepsinden öte diğerleri gibi değil, her canlının meydana geldiği evrenin öğelerinin serbest kalması gibi gördüğü ölümü, lütufmuşçasına beklemektir. Evrenin öğelerinden her birinin sürekli birbirine dönüşmesinde korkutucu hiçbir şey yoksa bütün bunların dönüşümüne ve ayrışımına kim kuşkuyla bakar? Bu doğaya uygundur. Doğaya uygun hiçbir şey kötü olamaz.