KARAMAZOV KARDEŞLER (yorum)
"İçimde bir savaş var ve kim kazanırsa kazansın yenilen yine ben olucam. Belki de kazanan... Parçalara bölünmüşüm.Hayır hayır ben hepsiyle bir bütünüm. İçimde bir barış var, kazananı yok. Hayır ne demek yok sen varsın ya. Yok yok, ben varım. Belki de ikimizizdir kazanan. Hayır bunların hepsi saçmalık. Varoluşumuz saçmalıktan ibaret...."
Tabiki bu cümleler geçmiyor kitapta ama inanın bundan daha fazla buhran var karakterlerde. Bu çıkmazları okurken söylenmeden duramadım:
"- 5 dakika içinde yemeğe yetişmesi gereken adamı, çok tutmayacağım seni diyerek bir saatini yedi.- Ben mi yavaş okuyorum ki? 50 sayfa mı konuştu o ? -Oturun bari ayakta kaldınız."
Uzun diyaloglar(?) sırasında, Rusların sabrına imrendim. Kimse kimsenin sözünü kesmiyor, karşısındaki bitti sinyali verirse söz hakkı elde ediyor. Konuşan kişi kısa kesse daha bir havalı olacak. (Gerçi Dostoyevski'nin tarzı bu)
Sosyal mesefe kuralına uymadıkları için değilde, dertten kederden hummaya tutulup yatağa düşenler, kafayı sıyıranlar ve bunları sabırla dinleyen Alyoşa... (sen bir meleksin)
Bir de tüm Karakterler İçimizdeki Şeytan'ı (burada Sabahattin Ali'ye gönderme yapıyorum ) fazlasıyla açığa çıkarıyor. insan kendine bu kadar dürüst olamaz demeden duramadım.
Fakat öyle bir bölüm vardı ki durup düşünmek, hazmetmek lazımken, elde olmadan okumaya devam ettim. "Büyük Engizisyoncu" ve "İsyan". Yazar felsefesini tam anlamıyla okurun önüne sermiş bu kısımda. İnsanoğlunun zalimliği, tanrının adaletsizliği... Kim kimi affetmeli? Çocukların günahı ne ki? İvan'ın birbiri ardına gelen, yüreğinizi sızlatan hikâyeleri ve zincirleme soruları... Tam burada kitabı bırakıp varoluşçuluk üzerine düşünmek gereklidir.
Dostoyevski'nin yaşamının, ruhunun, karakterinin kırıntıları bolca var bu büyük