"İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum." Huzursuzluğun Kitabı / Fernando Pessoa
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaş kazanılamazsa, en kusursuz, en inceden inceye düşünülerek hazırlanmış harekat planı bile kötü görünür. Askerlik uzmanları onu ciddi ciddi eleştirir. Ama savaş kazanılırsa en kötü harekat planı ve en saçma emirler bile çok yerinde görünür. Hatta bir çok ciddi insanlar da oturup bu kötü emirlerin ne kadar doğru olduklarını ispatlamak için ciltler dolusu kitap yazar.
İnsan hareket halinde bulunduğu zaman, bu harekete her zaman bir amaç yükler. İnsanın bin verst gitmesi için, bin verstin sonunda iyi bir şey olduğunu düşünmesi gerekir. Kendinde yürümeye kuvvet bulabilmesi için, insanın vaat edilmiş toprağa ulaşma umudu olması gerekir.
Davul, zurna, ey gaziler, sokaklarda kalabalık... Hem oynayan, hem bağıran, hem de yürüyen coşkun ve genç askerler... Kendilerini nasıl bir akıbetin beklediğini bilmeyen ve " ya gazi, ya şehit!" diye bağırdıkları halde ölümü akıllarına bile getirmeyen zavallılar... Hayatın yeknesaklığı içinde birdenbire beliriveren bu korkunç değişikliği gülerek kabul eden, ona koşan ve ne için, kimin için ölmeye gideceklerini, nerede ve nasıl öldürüleceklerini sormayı asla akıllarına getirmeyen kahramanlar...
Yalnız kadınlar işin fecaatini daha iyi görüyorlardı. Muhayyilelerinin kısırlığı bu korkunç şeyi yalancı cazibelerle süslemelerine mani oluyor ve onlara, gelecek günlerin acılarını şimdiden düşündürüyordu.