Hastanenin, içinde çiçekler yetişmeyen, çocukların oynamadığı bahçesine çıktım ve orada öylece durdum. Durumun en kısa özetini kendi kendime tekrar ettim:
Otuz dört yaşındayım ve ölüyorum.
Bir düşüş yaşıyordum. Düşüş kelimesinin içinde dönüp duran bütün karanlık anlamlarla tanıştım bu süre içinde. Ya da başkalarının düşüş hikâyelerini pek iyi bilmediğimden böyle geliyor. Neticede insan düşüyorsa, yeryüzünün en sarsıcı düşüşünü kendisi yaşıyordur.