Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, her zaman yeni dostlar ediniriz. Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
"Öyle bir sırrın olsun ki,"
"Sen bile bilme sır olduklarını. Yoksa insanlar sen yanlarına kıvrılıp uyumaya başladığın ilk anda ellerinde kazma kürek, derinlerine kazmaya başlarlar."
Hikâyeyi bir kaç kişinin ağazından dinliyoruz ama genellikle Jazmin Little'dan. Yani kısaca Jaz. Jaz'ın sınıfında hiç arkadaşı olmayan, içine kapanık ve bir moleskine defteri olan kızın yani Becky'nin defterini alıp okumasıyla başlıyor her şey. Jaz kızın yazdığı defteri okuyunca çok seviyor ve internette yayınlamasını tavsiye ediyor. Sonra internette yayınlıyorlar, o kadar çok seviliyor ki okuyanlar hemen devamını istiyor ve kitap olarak çıkıyor. Becky bu durumu çok sevmiyor ama ailesi buna bayılıyor. Neyse bu başka bir şey. Jaz ve Becky Orford'a gidiyorlar ve Backy'nin isteği üzerine açık hapishaneye gidip Icarus'u ziyaret ediyorlar. Icarus sevgiyi öğrenmeye gelen bir uzaylı ve bir düşmanı var kızlarda onu serbest bırakıyorlar. Sonra Becky Icarus'a aşık oluyor ve onunla onun gezegenine gidiyor. Tabi olaylar daha fazla ve sürükleyici oluyor ben sadece yüzeysel anlatıyorum. Orada ne yaptıkları veya nasıl yaşadıkları anlatılmıyor bunu da söyleyim ama ihtiyaç duyacağınızı düşünmüyorum. Kitap gerektiği şekilde bitiyor bence.
Mükemmel bir bilimkurgu kitabıydı. Çerezlikti ve 2 günde bitirdim. Kitabın içinde bir kaç tane resim var. Resimler ayrıntılı ve çok hoşlardı. Yabancı Yayınların'dan yine mükemmel bir kitap.