Bir kadın bize çiçeklerini sevdiğini söylese, ama onları sulamayı unutsa, onun "çiçek sevgisine" inanmayız.
*Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması ve gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir*.
Bu etkin ilginin bulunmadığı yerde sevgi de yoktur.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra niye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?...