Son aylarda okuduğum kitaplara dönüp baktığımda beğendiklerim var içlerinde, evet ama çok etkilendim dediğim bir kitap olmadı.
Nitelikli edebiyata hasret kalmamak için önerilere ihtiyacım var.
Sevgiyle.
Barış Bıçakçı'nın tarzı,kelimeleri, bakış açısı beni her zaman çok etkilemiştir.
Onun dünyasındaki karakterler çırılçıplak önümüzdedir; bütün kötülükleriyle, saflıklarıyla, kurnazlıklarıyla, kendini kandırmalarıyla.
Kısa bir anın fotoğrafını çeker, o insanları bir yerlerde daha önce gördüğünüze emin olursunuz.2 sayfa öyküyü okuduktan sonra yüreğinize bir ağrı oturur.
Öykülerindeki insanları görünce, onlardan korkmazsınız, tiksinmezsiniz,onlara acımazsınız, onlara şefkat duymazsınız sadece onları tanırsınız yani aslında onların ışığında kendinizi tanırsınız.
Kendinizde üstünü örttüğünüz yaralarınız gün ışığına çıkar.
Ve bütün bunları öyle bir yalın ifadeyle yapar ki...
Büyüleyici bir sadelikle.
Okurken bunları herkes yazabilir gibi düşünürken onun gibi kimsenin yazamadığını görürüsünüz.
Kendisine, edebiyatına, kelimelerine yürekten sevgiyle...
Konusunu, karakterlerini gerçek hayattan alan bir roman.
Otto Hahn Nobel ödülünü almaya hazırlanırken 30 yıllık çalışma arkadaşı Lise Meitner ile yüzleşmesi gerekiyor. 2 dostun geçmişle hesaplaşması, sevgi ve kıskançlığı, hırs ve birlikteliği, rekabet ve sağduyuyu içeren konuşmaları mevcut.
Otel odasında, kapalı kapılar ardında bir geçmiş yolculuğu yaparken dönemin Nazi Almanyasının izlerini görmek mümkün.
Edebi açıdan beni çok etkilemese de okunabilir bir kitap.
Sevgiyle...