Hayatımın bu döneminde bütünüyle şaşkınlık içindeydim. Hiçbir inanç şekli, hiçbir sistem beni etkilemiyordu. Her şey kaos içindeydi. Eskiler bana küçük geliyordu ve yerine koyacak bir şey de bulamamıştım.
Çocukluk dikeydir. Yukarıya doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerinki kadardır, herkes sana her yıl ne kadar büyüdüğünü tekrar edip durur, baban seni havaya kaldırır, parmak uçlarında yükselirsin, her şey kıpır kıpır hayat ve hareket doludur, yatmak istemezsin ancak zorla yatarsın. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, öğleden sonra uzanalım, kanepeye şöyle bir uzanacağım sadece, çünkü belim … Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataylığa alışmaktır.
Seni seviyorum, senin için üzülüyorum, seni özlüyorum gibi güçlü sözler söylemenin kabul görmediği bir kültürde , insanlara sevgilerini ifade etmek için farklı yollar bulur.
Acı, içimi yakan acı, ah ciğerimi dağlayan acı…
Bir Bulgar şairin, Aleksandır Gerov’un yazdığı en kısa şiir.İşte acının tüm aşamaları- ilk hissedildiği andan, tahammül derecesini aştığı âna, ona yalvarma, onu yatıştırma, ondan merhamet dileme girişimine kadar…