Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığın sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir...
Hiçbir şey insan zihnine büyük ve ani bir değişim kadar acı veremez. İster güneş ışıldamaya devam etsin, isterse bulutlar kararsın, hiçbir şey gözüme bir önceki günkü gibi görünmeyecekti.
Fakat bir gezginin yaşamının, hazların arasında birçok acıyı da barındırdığını öğrenmişti. Gezginin duyguları sürekli bir yayılma içindedir: İstirahate çekildiği zaman, yeni bir şeyin vereceği memnuniyet uğruna dinlencesine son verip o yeni şeye dikkatini verme lüzumu hisseder, bulduğu şeyden debaşka yenilikler uğruna vazgeçer.
Suçlarım, bana dayatılan iğrenç bir yalnızlığın çocukları. Bir eşitimle beraber olduğumda, kaçınılmaz olarak erdemlerim ortaya çıkacak. Duyarlı bir varlığın sevgisini hissedince şimdi dışında bırakıldığım varoluş zincirinin ve olayların parçası haline geleceğim.