" 'Hocam, ne meraksız adamsın, radyodan dünyanın haberlerini dinliyorsun anlayıp anlamadığım dillerden de, burda, yanı başındaki insanları merak edip sormuyorsun.'
'Haklısın Halit, dedi.. Biz kentliler böyleyizdir."
" 'Evet' dediler, terk edilmiş iki Süryani köyünün arasında bir oylakta, çok eskilerden kalma, duvarları yer yer yıkılmış ama gene de ayakta, kapısından içeri hiç kimsenin girmeye cesaret edemediği, üstü açık, içi boş, ne için yapıldığı bilinmeyen, kimilerine göre bir zamanlar delilerin içeri bırakıldığı, yollarını bulamadıkları için hiçbir zaman kaçamadıkları, yiyecek ve içeceklerinin , duvarlarının üzerinden atıldığı, orda yaşayıp öldükleri; kimilerine göreyse eski zaman tanrılarının barınağı, içerde hiçbir zaman , bir insanoğlunun kendilerini bulamayacağı, dilediklerinde kendilerinin çıkıp insanlara yüzlerini gösterdikleri bir yapıydı burası."
" 'Biz buraya ava geldik, yolumuza koyulalım' dediğinde, ona, bin kez söylediğim bir sözü yineledim.
'Ben avdan hoşlanmıyorum. Tanımadığım insanların çayını içmekten hoşlanıyorum.'"