Anlatmak, yaşamaktan üç kat daha yorucu. Çünkü olanları anlatabilmek için yaşamak ve hatırlamak gerekiyor; her biri birbirinden ağır ve zahmetli. Güzel başlayan fakat acıyla biten hatıraları kim anlatmak isterki?
Zaman geçince bazı yaşanmışlıkların unutulduğunu sanıyoruz, öyle olmuyor;vücudumuzda saklanan belalı, sinsi bir virüs gibi zayıf anlarımızı kolluyorlar. Fırsatını bulunca herşeyin acısını çıkarmak istercesine merhametsizce saldırıyorlar. Hiçbir şeyin geçtiği yok;