"Adem'den ve Nuh'tan sonra insanlığın üçüncü atası olmak. Yeniden insanı hayvanlığa düşüşten kurtarıp insanlık uygarlığı, mucize uygarlığı, İslam medeniyeti katına yükseltmek. Hacer-i Esved etrafında Tanrı Evi, Tanrı Evinin etrafında bir millet yükseltmek.
Üçüncü kez insanlık, Hakikat Milleti haline gelecek.
Üçüncü kez insanlık Hakikat Medeniyetine şahit olacak. O Medeniyetin, hakikat dirilişinin kentlerini örecek.
Bir çağrıyla diriltiş. İnanan kalbin tam güvene kavuşması için, kuşta, çiçekte görmek dirilişi. Ay, yıldız, Güneş tanrılık iddiaları batar bu dirilişte. Kuşlar haberler, bilgiler dirilir, canlanır bu yeni oluşta, bu dirilişte. "
"Bir kez gönül yıkdın ise bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi eşin yüzün yumaz değil.
Erenler gelip geçtiler dünyayı koyup göçtüler.
Havaya ağıp uçdular bunlar hükümdardır kaz değil.
Can odur ki Hakk'a ere ayak odur yola gire
Er oldur alçakda dura yüksekden bakan göz değil
Münkir ile müddeyiyi sayma buçuğa koyanı
Git ahura tak bunları her kim ki aşkı baz değil.
Doğru yola gittin ise er eteğin tuttun ise
Bir hayır da ettin ise birine bindir az değil.
Yunus bu sözleri çatar sanki balı yağa katar.
Halka meta'ların satar yükü gühredir tuz değil. "
"İnsan, beden ve kalpten yaratılmıştır. Kalpten maksadım, hem ölülerde hem de hayvanlarda ortak olarak bulunup kan ve etten meydana gelen organ değildir; Allah'ı tanımanın yeri olan ruhun hakikatidir."
"Bir beşer fedaisi ve örnek terbiyeci olan Mevlana, kütleleri şevk ve iman potasında birleştirip bütünledikten sonra bu şevk ve imanı, beşeriyetin müşterek enerji kaynağı haline getiren merkezi otoritedir. Bu gaye uğrunda da sanatını, imanını, aşkını, Hülasa nesi var nesi yoksa seferber etmek suretiyle, etrafına güzelliğin iyiliğin ve kemalin zevkini tattırmış; Beşeri ve nefsani duygular altında ezilip uyuklaya kalmış ruhani ve manevi kudreti dürtüp faaliyete geçirmek suretiyle de ferdi egoizmi musaffa bir enerji haline getirmeyi beşeriyete karşı borç bilmiştir. "
"Ortadoğu, insanlığın atalarının Yahudilerin Hıristiyanların ve Müslümanların peygamberlerinin yurdudur. Mucizelerin yaşandığı topraklardır. Yalnızca bir ahlak prensibini anlatmak için nakledilen kısa ve öykülerin yurdu değildir. Aynı zamanda hakikati çarpıtan insanın aptallık sınırlarını zorlayan muhteşem olaylar aracılığı ile anlatılan fabllar ve kıssaların da yurdudur. Burası birçok anlamda, terimin birçok bağlamına göre öyküsü olan topraklardır. "