Duygulara, öncelikle de arızalara ve gündelik hayata yer vermeden sadece iyi duygulara yaslanan romantik aşkın sorunu budur. Romantik aşkın mucitleri bile, sadece duygulara güvenen aşkın pek birlikte yaşanabilir bir şey olmadığını tecrübe etmişlerdi. Onların ilişkileri korkunç biçimde çuvallamıştı ve o zamandan beri bu sorunda herhangi bir şey değişmiş değildir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Felsefe bilgelik sevgisidir; onun aşk gibi bir fenomene esaslı bir şekilde ve azami itinayla yak- laşacağına güveniyordum.
...
Hangi sonuçlara vardım? Aşkın, hakikatini asla tam bile- meyeceğimiz bir şey olduğunu anladım. Kuşkusuz bir tür yakınlık ve sevgidir, fakat bunun nasıl olacağı sadece kim- le karşılaşacağımıza ve nasıl bir tecrübe yaşayacağımıza değil aynı zamanda aşkı nasıl tasavvur ettiğimize ve buna göre ondan ne beklediğimize, umduğumuza ve nesinden endişe ettiğimize bağlıdır. Bu tasavvur veya yorum öylesine önemlidir ki, aşk dediğin, aşk diye yorumladığındır, diyebiliriz.
“Birisi bana aşkı açıklayabilir mi?”
Bu soru nicedir dudağımın ucundaydı. Ama sorabileceğim kimseyi tanımıyordum. Benim sorunum, bir şekilde her şeyin ters gitmesiydi. Bir yandan da aşkın ne olduğunu gayet iyi biliyor- dum: Hep içten kucaklaşmalar, hep iyi duygular vardır, hiç gam kasavet yoktur. İyi de, âşık olma hali geçmeye görsün, her seferinde akamete uğramıştır bu durum. Bunda, bizzat benim mesafeye ihtiyaç duymamın ve aslında bunu istemememe rağmen hır çıkartmamın da payı az değildir.
Bütün bunları daha iyi anlayabilmek için felsefe öğrenimi görmeye karar verdim.
“Allah’ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona tabi olmayı bize nasip eyle! Bâtılı da bâtıl olarak göster ve bize ondan gereğince uzak durmayı nasip eyle!” (İbn Kesir, Tefsir, 3/820)