Evet, kadın olmak başlı başına bir ihtilaldi.
Her gün bir zihni fethedip varlığını olduğu gibi kabul ettirmekle geçen, seni etten oluşmuş bir dekolte olarak görme eğilimindeki ahmaklara sınırlarını bildirmekle devam eden, gündelik.. ama sonsuza kadar süren bir ihtilal.
Direnişin ta kendisiydi!..
Krizlerimiz baskıladığımız yerde yoğunlaşıp artık baskılanmayacak bir basınca gelince, yani ruhumuzun kömürü elmasa dönüşünce, duygularımız bir yanardağın volkanı gibi bilincimizin en derininden öyle çıkarlar ki yüzeye, hallerimize bulaşır, karakterimiz işte o zaman yüzeye ulaşırdı.
youtu.be/mZzXSOHKiHM
onlara artık yeni insanlar tanımak istemediğimi söyle
bana inanmıyorlar
güneş mi göreyimmiş, iki insan, açılsın mıymış içim
beni alıp pencerenin önüne yerleştiriyorlar
onlara bir salon çiçeği olmadığımı söyle
hasarsız parçalarımın giderek azaldığını
hiç değilse okunaklı bir ölüm için bir tık
hayatla arama bir boşluk bıraktığımı
bana inanmıyorlar
tıpkı inanmadıkları gibi; hem onları hem Allahı
aynı anda sevebileceğime
tıpkı yüzümü arasında kuruttuğum kitapla
bütün bu talanların bir ilgisi olmadığını söylediğimde
dudaklarını aralayan müstehzi parlayış gibi
hani söyleyecek çok şeyim var da kıyıp söylemiyorum
der gibi
sen söyle..
yarıldım / sebep(?)
yırtıldım
çıkardığım çirkin sesleri duyuyor musun
tuhaf şeyler oluyor bak insan kendine yuvarlanınca
insan kendine çarparak parçalanınca
aklının tutunacak elleri de kopuyor
ama tıpkı diğerlerinin uçuşan saçlarımı delil gösterip
alnımın yangının yalnız o eşikte söndüğüne inanmadıkları gibi
inanmadıklarında