Fatih

Fatih
@_Fidelio
Her şeye sahipsin patron, ama bir şey eksik: delilik. Bir erkeğin biraz deliliğe ihtiyacı vardır, yoksa asla ipi kesip özgür olmaya cesaret edemez.
Grande Marche Paraphrase (Mecidiye)
Guiseppe Donizetti tarafından bestelenen ve Sultan Abdülmecid'e ithaf edilen; 1847 yıllarında İstanbul'da kaldığı zamanlarda Franz Liszt tarafından yeniden yorumlanan marş, Mecidiye marşı. Franz Liszt'in yorumlaması ile ''Grande Marche Paraphrase''. Emre Aracı Donizetti Paşa isimli kitabında, Franz Liszt'in kendi skeç defterine kendi el yazısıyla, eserin yazılış tarihinin ''14 et 15 Juin / Bujukdere'' (14 ve 15 Haziran Büyükdere) olarak not düşüldüğünü anlatır. Bu kısım bir İstanbullu ve bir Sarıyerli olarak beni okuduğum kitap hakkında daha da heyecanlandırdı. Yazarın bu detaylı araştırması için farklı ülkeleri ve farklı mekanları gezmesi, araştırmalar yapması, aynı şekilde bana da sirayet ederek İstanbul'un her bir sokağında her bir semtinde ayrı bir ses, ayrı bir hikaye bulmamı sağladı. Bu iki harika eseri aynı şekilde buradan paylaşarak bu kitabın verdiği zevki, ilgisi olanların da yaşamasını isterim. Mecidiye Marşı - Guiseppe Donizetti youtu.be/eKqxvHz3Lrs Grande Marche Paraphrase - Franz Liszt youtu.be/Yeibs44VlBY
Müzik
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ortak dil Ortak miras: Müzik
Sultan Abdülmecid'in, daha şehre vardığı gün kendisini (Franz Liszt) apar topar sarayına davet etmiş olması da yenilik yolundaki bu sabırsız ivmenin önemli bir göstergesidir. Guiseppe Donizetti için de Franz Liszt ile tanışmış olmak ve marşlarından bir tanesinin bu hünerli virtüöz tarafından tarihi bir parafraza çevrilmiş olması ise talihli bir tesadüftür. İtalya'da bando şefliğinde kalmış olsa böylesine bir ilişkinin kurulmuş olması tabii ki imkansız olacaktı. Bir İtalya'nın kaleminden çıkma askeri bir saltanat marşı, bir Macar virtüözün dimağında yeni bir soluk bulmuş ve bir Osmanlı Padişahının adıyla müzik tarihinin eklektik repertuarı içindeki farklı yerini almıştır.
Müzik
+ Mösyö dinleyin şu soruyu okudunuz mu Hiç Don Kişot'u? - Okumak ne demek yaşadım o büyük romanı. + Öyleyse değirmenler kısmını düşünün biraz.. Çünkü değirmenlere saldırdığı zaman.. Eğer kanadına çarparsanız çamura saplanırsınız. - Ya da yıldızlara uçarsınız. Dünyanın ilk romanı Don Kişot'u okurken ister istemez aklıma Cyrano de Bergerac filmi ve Rüştü Asyalı'nın ''İstemem eksik olsun'' tiradı geliyor. Değirmenlere saldıran şövalyemiz Don Kişot, kendi dünyasında yaşayan bir çılgın mıydı, yoksa imkansıza atılan cesur bir adam mı? Her ne kadar Cyrano'nun yıldızlara uçma sözü motive etse ve her ne kadar cevabım az çok belli olsa da, yinede cevabı kitap bitene kadar düşünüp, Rüştü Asyalı'nın harika performansını bir kez daha izleyeceğim. youtu.be/MlKOftMq-P4
Hayat ve İnsan
Haklılık payı olan bir latife :)
Bir başka mektubunda ise Gaetano, Guiseppina Apriani nata Strigelliye şakayla karışık olarak ''Doğu'daki abim pırlantalarla süslü Hassa (Muhafız) Alayı miralaylığı nişanına layık görüldü. Bildiğiniz gibi orada her şey pırlanta ve nişan. Eminim bir gün kendisi generalliğe de getirilecek ve o zaman kaskatı bir şey olacak. Tanrı bilir.'' der.
Sanat
Sultan'ın locasının salonunda İngiliz sefirinin hanımı Lady Bulwer otururken sağında ise İsveç büyükelçisinin hanımı Mme. Sibern yerlerini almıştır; Padişahın kendi hanımları ise bir üst katta kafeslerin arkasında bulunmaktadırlar. Haberi duyuran L'Illustration gazetesi bu duruma atıfta bulunmadan geçememiştir: ''Bütün sarayın güzelleri bu temsile katıldılar. Kafeste duran güzel kuşlar gibi doğru olmayan bakışlardan sakınmak için paravanın arkasındaydılar. Ama onlar Il Travatore ve Sevil Berberi'ni gayet iyi bilirler. Ümit ederiz ki o harikulade yüzlerini kapatan hafif peçeleri kısa zamanda localarındaki kafeslerle birlikte kaybolur gider ve kadınların eşit mevcudiyetlerinin böylesine güzel ortamlarda çok önemli olduğunun bilincine varılır.''
Kadın