Medeniyet meselesi halledilmedikçe hiçbir meselenin halledilemez olduğunu bugün de görmüyor muyuz?
Demokrasi politikacıları, geçici dünya nimetlerini paylaşmak için can çekişen taassubu beslediler ve ona yeniden halk kanını emme kudreti verdiler.
Büyükadalı rahmetli Hakkı Bey'e, Halide Edip Adıvar'ın babası Edip Bey nakletmiş: Topkapı Sarayı mahzenlerinde vesika aradıkları sırada bir yığın şapka bulmuşlar. Sultan Mahmud'un fes yerine şapka giydirmeyi düşündüğü, fakat buna cesaret edemediği manasını çıkarmışlar. Acaba bunlar, Sultan Mahmud'un ordu için getirttiği ve müftü itiraz ettiğinden kullanılmayan askeri müzedeki viziyerli miğferler mi, yoksa sivillere mahsus şapkaları mıdır, nasıl öğrenmeli?
Bizim 1924'te neleri ne kadar bilmediğimiz ve bu memlekette nelerin ne kadar bilinmediği anlaşılmadıkça, Cumhuriyetin başardığı işler hakkında iyi bir fikir edinilemez.
Sonra din işleri reisliği vazifesini gören rahmetli Hoca Rifat Efendi, pek vatanperver, dürüst ve cesur, bundan başka Ankaralıların da pek saydığı bir adamdı. Sert yaylanın bu çetin karakteri, hemşerileri ile beraber, en güç zamanlarda Mustafa Kemal'e bağlı kalmıştır. Ve sadece inandığından ve inandıklarından!