Yine, aydınlatmaya giriştikleri dönemde yara alan bütün bir ulussa, "Kusura bakmayın, o gün öyle düşünüyordum, bugün gerçegi görüyorum," gibi -içtenlikli de olsa- bir özeleştiriyle o yaralarin sarılabileceğini düşünmesinler. Çünkü bizim yaşayamadığımız o yılları hiçbir özür geri getiremez.
“Kederli kederli yükseldi güneş; güneş ışıklarının vurduğu hiçbir şey, yüreğindeki iyi niyeti ve sahip olduğu yetenekleri doğru kullanma becerisinden yoksun, kendi iyiliği ve mutluluğuna zerre kadar hayrı olmayan, kendi çürüyüşünün farkında olduğu halde bu çürümenin onu yiyip bitirmesine izin veren bu adam kadar kederli olamazdı.”
“Her insanın bir başkası için sonsuz bir muamma oluşu, üzerinde düşünülmesi gereken muazzam bir hakikattir. Gecenin bir yarısı büyük bir şehre girdiğimde, karanlıkta kümelenmiş evlerin her birinin kendine ait sırlar barındırdığını, bu evlerin her bir odasının bir sırrı olduğunu düşünürüm; orada çarpan yüzlerce, binlerce yüreğin her biri, en yakınındaki için bile bir muammadır”