Niyetimiz, dünyayı kendimize râm etmek değildir, niyetimiz dünyaya istiğna (gönül tokluğu, isteksiz davranma)'dır. Biz dünyaya müstağni (yetinmeyi bilen, gözü tok) olursak dünya bize hizmetçi olur. Fakat istiğnamız, dünyayı kendimize hizmetçi kılma niyetini de taşımaz. Aksi halde istiğna adı altında riya yapılmış olur.
Vahiyle gelen kural, bütün evrimini kendi içinde ve bir kerede tamamlamış olarak var olur. Ve bir kere var olunca da, insanlar ona itaat etmek yükümlülüğü altına girer.
Müslüman, ne daha fazla gelir elde etmek, ne total gelirin adil dağılımını sağlamak, ne insanlar arasında barışı, sükûnu, kardeşliği tesis etmek için Müslümandır. Bu ve benzeri şeyler İslâmî bir hayat sürdürmenin doğal sonuçları olarak ortaya çıkarlar. Kendi başına bunların hiçbiri ulaşılacak bir gaye ve hedef diye alınmaz. Müslüman için hedeflerin en önünde ve en sonunda bulunan biricik husus yalnız ve ancak ALLAH'ın rızasını kazanma faaliyetidir.
Klasik demokrasilerin din, vicdan, düşünce özgürlüklerine tanıdığı serbestlik, Müslümanların"Müslümanca yaşamaları"nı gerçekleştirmelerine yetmiyeceğinden tam tersine, "bahşedilen" her özgürlük mevcut durumun gözlerden kaçmasına müncer olacağından Müslümanların başkalarının yaptığı anlamda bir özgürlük mücadelesine girişmeleri, kendilerine özgü mücadele tarzının özünden sapması veya saptırılması anlamına gelecektir.
ALLAH'ın Resulü (S.a.v)'ne, Kureyş'in reisliği de teklif edilmişti. Fakat Kureyş'e reis olmayı seçmek "Müslümanca özgürlüğü" terketmeye varacaktı. Burada üzerinde durulacak mesele şudur: Bir kez Kureyş'in riyaseti kabul edilince, "Müslüman olma" özgürlüğünden vazgeçmeyi kabul ettiğimizi açıklıyoruz demektir. Bir kez Kureyş'e reis olunca, mücadele tarzımızın yöntemini de Kureyş'in belirlemesine izin veriyoruz demektir. Fakat bu durum gerçekte bir özgürlüğün kullanılması mıdır, yoksa köleliğe razı olmak mıdır?
Demek ki Müslümanlar, kendilerine hiçkimsenin bir lütuf ve ihsan olarak bahşetmediği, bu yüzden de kimseye boyun eğmek zorunda kalmayacakları bir özgürlüğü kullanacaklardır.