Bi elime geçse şu güzelim kitap da okusam. Ya da elindekileri okuyup gidip London'ın tüm eserlerini alıp bitirene kadar inzivaya çekilmek. Yeni yılda seninleyim Jack London
İş bankasından ama mecbur bunu seçtim. Bulabilirsem, en kısa zamanda değiştirip orijinali seçeceğim şimdilik bu yayın üstünde gideyim. Duygu ve bilgelik dolu güzel bir kitap bekler!
Kasabada iki topluluk. Biri kasaba sakinleri, diğeri orayı kuşatan ordu. "Kömür çıkartacağız, halkınıza sahip çıkın! Yanlış bir şey yaparsalar kurşuna dizeriz!." Belediye başkanı onlar özgür insanlar onlara emir veremem diyor, albay kurşuna dizeriz diyor. Ve başlıyor baskı. Yıllarca özgür yaşamış, ekmeği peşinde ruhu özgür bir insana savaşın verdiği baskı ile kaba davranan bir asker. Adam kendine engel olamıyor. Özgür o. Alıyor eline kömür çıkardığı kazmasını ve kan dökülüyor. Kurşuna dizeceğiz halka ders olsun! Ve ikinci kan aktı. Bir kadının kalbi, gencecik üniversite çağında, çiftlik ve şiirlerini okuyacağı kadını hayal eden bir teğmenin alnına doğru sesten sonra, kan sıçradı. Yazgısına kurşun sıktı o aslında. Halka ders olmadı bu, özgür onlar. Nefret büyüdü. Büyüdü. Büyüdü. Haberler geldi. Kazandık kazandık dünya bizim! Her yer işgalimiz altında. Yaşasın! Komutanım memlekete döneceğiz değil mi kazandığımıza göre? Dönecek miyiz? Karlar yağıyor, yağıyor çatılara, kaldırımlara, kalplere yağıyor kar. O karı kan boyuyor. Silahlar tek şarkı. Nefret tek insani duygu. Kaldırımda biri düşman askeri diğeri halktan bir insan geçiyor. Düşmanca bakıyorlar birbirine. Haberleri yok! Onun kalbinde evi kocası, diğerinin ise evi ailesi ve kardeşleri.
Kar yağıyor yine ruhlara, kalplere, meydana. Geçiyor zaman, geçiyor.
Sayıklamaya başlıyor teğmenler, heyhat delirdi bile bir çoğu. Gönderin bunları memlekete.
Genç bir teğmen dayanamıyor, kocasını öldürdüğünü bilmediği kadından biraz sıcaklık umuyor. Tanrı hakkı için dur! Kötü niyetim yok! Benimle biraz insan gibi konuşmaz mısın? Birazcık sıcaklık göster bana. Yalvarırım. Ama kadının ruhu buz gibi. Alıyor makası eline. İkisinin de bilmediği sebepten dolayı gencecik bir teğmen ölüyor. Kan tekrar boyuyor karı. Geçiyor zaman geçiyor,
Ay BattıJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 20102,350 okunma
"Evet," dedi Lanser, "biliyorum. Bu konuyu, uzun uzun konuşmuştuk. Bunca çok konuşmasam şimdiye çoktan tümgeneral olmuştum zaten. Gençlerimizi utku içinde eğittik. Utkun olduğumuzda çok parlaklar, görkemliler. Bu yadsınamaz. Ama yenilgide nasıl davranacaklarını bilmiyorlar. Başka gençlerden daha parlak, çok daha yürekli olduklarını anlattık onlara. Öbür gençlerden daha yürekli, daha parlak olmadıklarını öğrendiklerinde de elleri ayakları kesiliverdi."