Şeyma Sözen

Şeyma Sözen
''Okumak İptiladır, Müptelalara Selam Olsun.”
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Yüksek Lisans
622 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Huzursuzluk
Puan vermedi·160 syf.··
2021 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 10:23
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur. Kitabın ilk sayfasında geçiyor bu can alıcı, çarpıcı sözler. Livaneli’nin usta kalemi yine konuşturuyor kendini. İnsanın insana yaptığı zulmü Ezidiler üzerinden okuyucuya aktarmaya çalışıyor yazar. Araya aşkın da girdiği, bu güzel duygunun baskılar, eziyetler ve vahşileşmiş insan figürleri arasında kayboluşunu, hezimete uğrayışını da gösteriyor bize. Ve bu kutsal duygunun dış etkilerle hiçbir bağlantısının olmadığını anlıyoruz. Görmeden de sevda bağının kurulabileceğini, mesafenin bu gücü eksiltemeyeceğini kanıksıyoruz biraz da. Birbirini anlamanın yalnızca ortak acılardan geçerek mümkün olabileceğini fark ediyoruz. Empati sözcüğün bugünki kullanımının basitliğini kavrıyoruz aslında. Şükrü Erbaş’ın sözleri çınlıyor kulaklarımızda: “Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle ?” İnsani duyguları sorgulamaya başlıyoruz. “Merhamet zulmün merhemi olamaz.” Diyor yazar.
1000Kitap
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·152 syf.··
2020 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2020 15:54
“Sevgi avuç açıp dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir, ama haydutlukla ele geçirilemez. Bu konuda yanlış yol seçmişsin kendine, Samana! Hayır,hayır, senin gibi sevimli bir delikanlı sevgiye böyle yanlış yoldan yaklaşmaya kalkarsa, yazık olur doğrusu.” Eser; kendi benliğine ulaşma yolunda ilerleyen, çeşitli yollardan geçip türlü türlü badireler anlatan Siddhartha adlı bir gencin yaşam boyu yolculuğunu anlatır. Siddhartha’nın asıl amacı kendi içindeki öz varlığını ortaya çıkarmak ve mutluluğuna erişebilmektir. Fakat bunu hep yanlış yollarda arar ve çeşitli hatalara sürüklenir. Önceleri dinine bağlı bir gezgin olan kahramanımızın hatalarından biri de bir yosmaya olan aşkıdır. Fakat bu yosma da kendisine birçok şey öğretir. Bununla da yetinmez parayla pulla işi olmayan Siddhartha ticarete atılır ama kazandığı onca para bile onu mutlu etmeye yetmez. Bunu da kendine bir öğreti kabul edip yeniden yollara düşer. Her yaptığı yanlıştan ders çıkarabilecek kadar bilgeliğe sahip olan kahramanımız acaba gerçek mutluluğun kaynağına erişebilecek midir ? Onu da okuyun ve görün der, keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2020 30. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2020 11:17
Bir şey olma düşüncesi beni korkutmakla kalmıyor, hasta ediyordu. Çalışmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, aile kurumunun kafesine girmek, her sabah aynı işe gidip akşam dönmek... Olanaksızdı. Aile pikniklerine katılmak, Noel, İşçi Bayramı, özel günler... Bunlara katlanmak için mi dünyaya geliyorduk? Eser Bukowski’nin otobiyografik romanı olarak kabul edilmektedir. Hatta romanın asıl kahramanı olan Henry’nin isminin Bukowski’nin babasına ait olduğu söylenir. Bu bağlamda okur kitabı okuduğunda şunu anlayacaktır; Bukowski travma dolu bir çocukluk yaşamış ve eserine geçmişini yansıtmıştır. Hatta daha da ileri gidersek babasına olan nefretini kusmak için kötü bir karektere onun adını vermiştir. Romanı okurken Otomatik Portakal ve Çavdar Tarlasındaki Çocuklar adlı kitaplar canlandı gözümde. Hikayelerini benzettim belki de. Bu kitabı onlardan ayıran ise üslubunun daha ağır ve konuşmaların daha çok argo içermesiydi. Eser bunların dışında kadın mefhumuyla da dikkat çekmektedir. Kadının bir objeden farklı olmadığını göstermeye çalışır yazar. Kadının sadece bu yönüyle ortaya çıkarılmasını Bukowski’nin kadın düşkünlüğüne bağlamak yanlış olmayacaktır. Sonuç olarak roman akıcı ve öğretici nitelikte. Asıl temasının ise; “Ailenin kişi üzerindeki etkisi” olduğunu düşünmekteyim. Okumanızı tavsiye eder keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2020 29. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2020 08:06
“İnsan beyni öyle yapılandırılmıştır ki, her ne olursa olsun hiçbir şey oluşturamaz. Ancak dışarıdan elde edilmiş malzemeyi kullanabilir. Sadece bir makinadır ve otomatik olarak çalışır, irade gücü ile değil. Kendi üzerinde hiçbir komutası yoktur, sahibi de onun üzerinde hiçbir komutaya sahip değildir.” Kitap ilk ismiyle cezbetmişti beni. Aldım okudum ve bitirdim. Şimdi iyi ki okumuşum diyorum. Meğer insanın sorgulaması gereken ne de çok şey varmış! Kitap diyaloglarla bezenmiş, yaşlı ve genç iki adamın konuşmasından oluşuyor; İnsanın bir makineden farksız olduğunu söyleyen yaşlı adam ve bu tezi çürütmeye çalışan genç. Farklı bir üslup ve bir o kadar da şaşırtıcı cevaplar. Tez ve antitez çalışması olan bu kitap size sorgulamanın ve şüphenin farklı kapılarını aralıyor. İnsanın makineden farksız olduğunu düşünmeye başlıyor duyguların, mizacın, iradenin doğuştan geldiğine ve iyiliği bile kendi ahlaki yönünüzü tatmin amaçlı yaptığınıza inanıyorsunuz. Her satırda yeni bir düşünce oluşturuyor ve her sayfa çevirişinizde yeni bir tez çürütüyorsunuz. Kitap bitiyor ve aklınızda kalan tek soru : “İnsan nedir ? “ Sorgulatıcı bir üslupla yazılmış ve sizde beyin fırtınaları oluşturacak bu kitabı okurken çok duraklayacak ve farklı düşüncelere dalacaksınız. İnsan bir makine mi yoksa bazı duyguları ve güçleri hayvanlardan ağır basan çok da mükemmel olmayan bir varlık mı ? -Sahi, İnsan Nedir ? Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2020 23. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 08:33
Acılı bir ruh, yabancı bir diyarda yakınlarından biriyle karşılaşan bir yabancı gibi kendine benzeyen aynı duyarlılığı paylaşan bir başkası ile birleşince huzura kavuşur. Hüzün kalpleri sevinçten ve neşeden daha çok birleştirip yakınlaştırır. Aşk, gözyaşlarıyla yıkandığında saftır, güzeldir ve sonsuzdur! Kırık Kanatlar; otobiyografik olduğu düşünülen, Selma Karami ile Halil Cibran’ın geçmiş aşklarından esinlenildiği tahmin edilen aşk kokulu ve hazin sonlu derin bir kitap. Ayrıca Arap diliyle yazılmış ilk kitaplardan. Kitabı okurken Sadık Hidayet okuyormuşum gibi hissettim. Belki de bunun sebebi ikisinin de aslının doğuya dayanmasıdır. Kitap, insanın her şeyiyle bir bütündür ve coğrafya da bunda çok büyük bir etkendir. Aynı şartlar olmasa da benzer kültürlerden beslendikleri için bu iki yazarın benzer yanlarının olması da gayet tabiidir. Roman, baştan sona aşkla örülmüştür. Toplumun getirileriyle birbirilerini seven iki kişinin kavuşamamaları ve din adı altında yapılan çirkinlikler kitabın ana temalarıdır. Coğrafyanın, yozlaşmanın ve geleneğin insan yaşamı üzerindeki etkisinin çarpıcı bir bakış açısıyla kaleme alındığı bu kitabı zevkle okuyacağınızdan eminim. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Kırık KanatlarHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512,4bin okunma
Reklam