Yaşamak, öyle elinize kahvenizi alıp kafa dağıtmak, sakinleşmek için okunacak, akıp giden düz bir eser kesinlikle değil. Cahit Zarifoğlu bu kitapta bize kronolojik, rahat bir hayat hikayesi sunmuyor. Belirli tarihler üzerinden, adeta parça parça öykülerle kendi dünyasını açıyor ama bunu yaparken sürekli geçmişten geleceğe, gelecekten geçmişe gidişli gelişli mekikler dokuyor. Zamanlar arasındaki bu amansız trafik ve anlatımın parçalı yapısı, okuyucunun zihnini fazlasıyla yoruyor. Kitap insana pratik dersler vermiyor ya da sığınılacak huzurlu bir köşe vadetmiyor. Kelimeleri, dili ağır olmasa da kurgusundaki o zamansal sıçramalar ve bıraktığı his, insanı çok başka ve ağır bir yükün altına sokuyor.