Enes Saraç

Enes Saraç
@_N_S
Uyarım içimin sesine, varsın bozuk olsun pusula...
Tahran, İran (1949-1951)
Ağa Han’ın en büyük ve hatta başlıca gelir kaynağı gerilik ve cehalettir. Asya milletleri ve bunun en karanlık bir cüz’ü olan İsmaililer, Kemalist Türkiyesi’nin yaymaya çalıştığı aydınlıkla bir kere uyanıp gözlerini açtılar mı ve yılda bir kerre yarı Tanrı olarak tanıdıkları Ağa Han’ın ağır cüssesini çeken kantar ortadan kalktı mı, vay bizim milletler arası milyonerin haline!.. Artık ne birini bırakıp öbürünü aldığı genç matmazellerin boyunlarına sıra sıra inci gerdanlık takabilir, ne Cannes’teki, Nice’deki konaklarda yan gelip oturabilir. Geçmiş ola artık bu villaların, bu şatoların, bu konakların kapısında bekleyen “Rolls Roys”lara da. İşte, Ağa Han, Tahran’ın Pakistan Büyükelçisi Raca Gazanfer Han’la beraber Türkiye’de irticaı böyle bir akıbeti önlemek için istiyordu. Zira, hissediyor ve biliyordu ki, Kemalist inkılâpçılığı maddi ve manevi sömürgeciliğin sonu demektir.
Sayfa 323·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Savaş Sonrası Avrupa
Evet, Avrupa için bu, tam manasıyla bir “Pirhus Zaferi” idi. Fransız şair Paul Valery’nin “Koca Atlas Okyanusu’na uzanmış şu küçücük burnu” diye vasıflandırdığı Batı dünyası, şimdi her vakitten daha küçük, daha zavallı bir coğrafi mefhum halini almıştı. Neden zavallı? Çünki, bu toprak darlığına rağmen onu, yüzyıllarca, bütün cihana hakim kılan maddi ve manevi zenginliklerinin yerinde şimdi yeller esiyordu. O, artık, sömürgecilikten, bir sömürge şartları içine düşmek üzere idi ve yarın bu şartlar içinde şöyle böyle yaşayabilmek için ya Rus komünizminin vahşi nizamına boyun eğecek, yahut da Amerikan kapitalizmine avuç açacaktı...
Sayfa 276·Kitabı okudu
Bern, İsviçre (1942-1949)
Bu da İsviçreli’nim bir başka tarafını, eli sıkılığını gösterir. Fakat, hemen söylemek lazım gelir ki, bu el sıkılığı Fransız küçük burjuvasının hasisliği, pintiliği gibi bir şey değildir. İsviçreli kazandığı parayı, Fransız küçük burjuvası gibi “yün çorap” içinde saklamayı sevmez. Mala mülke koyar. Fabrikaya, mağazaya, ticarethaneye yerleştirir ve parası baş döndürücü bir sür’atle ürer. Çoraba değil torbaya, çuvala sığmayacak yığınlar teşkil eder. Otuz bin frank üç yüz bin, üç milyon, dört milyon oluverir. Lakin, neye yarar, neye yarar bu milyonlar? Sürdürdüğü hayat gene otuz bin frank sahibi olduğu zamankinin aynıdır. Ne şato, ne saray, ne R.R., ne cadillac. Beş odalı bir evde kendini dünyanın en mes’ut insanı hisseder ve en beğendiği araba en az benzin sarf edenidir.
Sayfa 244·Kitabı okudu
Sözlere Uygun İşler
Bilgisizlere elinizden geldiği kadar çok şey öğretiniz. Parasız eğitim veremediği için toplum suçludur; yarattığı karanlığın sorumlusu odur. Bir ruh eğer karanlık doluysa, günah orada işini görür. Suçlu, günahı işleyen değil, karanlığı yaratandır.

Enes Saraç

, bir kitap okudu
10/10
·542 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2021 56. kitabı
Mario Puzo
9.1/10 · 3.047 okunma