Ressam: Hfz. Şeyma
Mart 2026
Kelimelerin bittiği yerde çizgiler konuşur, gönüller buluşur... ✨✏️
Bu hafta zihnimizde yankılanan "Kadın Nedir?" sorusunu (#299079948) ve dün izlediğimiz belgeselin (#299165494) ardından zihnimizde yankılanan o büyük soruyu, bugün bir dostumuzun kaleminden dökülen bu zarif dokunuşla selamlıyoruz.✨🕊️
"Yürü kardeşim, ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin..." ✨🇵🇸
Bu hafta, kelimeleri birer mermi gibi kullanan, sustuğu anlarda bile kâinatı konuşturan Kudüs şairi Nuri Pakdil ’in rehberliğinde yeni bir ufka yelken açıyoruz. " Anneler ve Kudüsler " sadece bir şiir kitabı değil, yitirdiğimiz değerleri geri çağıran bir "diriliş" muştusudur.
Neden Bu Kitap?
Anne: Pakdil’in dünyasında "Anne", fıtratın kalesi ve bir medeniyetin ana rahmidir. Geçen hafta sorduğumuz "Kadın Nedir?" sorusunun (#299165494) en vakur ve ilahi cevabı bu mısralarda gizli.
Kudüs: Sadece bir şehir değil, bir iman meselesi ve insanlığın özgürlük tartısıdır.
Klasik Duruş: Modern dünyanın karmaşasına (Hekaton’a) karşı en asil direnişin adıdır.
Gönül Notu:"Kudüs'ü savunmak, insanlığı savunmaktır. Anneyi anlamak, köklerimize dönmektir." 🕯️📖
Bu hafta boyunca, Pakdil’in o keskin ama merhametli üslubuyla ruhlarımızı tazeleyeceğiz. Çantanızda, masanızda veya en önemlisi zihninizde bir yer açın. Zira Kudüs’ten gelen bir rüzgâr içimizdeki sükûtu bozmaya geliyor.
Hazır mısınız? ✨🕊️
Uyan Ey Milleti Merhume!
Üç kıtada at koşturmuş, dünyaya nizam vermiş, fıtratı bayraklaştırmış ecdadın torunu... Sen ki bir zamanlar "Ya Allah" nidasıyla dünyayı titretirdin, şimdi cebindeki o üç kuruşluk cam ekranın esiri olmuşsun. Mustafa Merter yazmış: Hekaton'la Son Tango ... Yani o yüz kollu, elli başlı canavarı... Sanıyor musun ki o bir masal? Hayır.. O canavar bugün Netflix’tir, Instagram’dır, "izm"li dinlerdir.. Her bir koluyla senin bir kaleni zapt ediyor, haberin yok.
Matt Walsh, "Kadın nedir?" diye soruyor da (#299165494) koskoca profesörler, allâmeler dillerini yutuyor. Neden? Çünkü idrakimiz etkisiz hale getirildi. Kadını "erkekleştirmek", erkeği "pısırıklaştırmak" projesini "özgürlük" diye yutturdular bize. Söyle bana, kadınlık ve erkeklik ilâhi birer âyet değil midir? Tanımların bittiği yerde kaos başlar. Sen tanımını kaybettin. Sen, Matrix’in karanlık dehlizlerinde celladına âşık kurbanlar gibi, fıtratının cenaze namazı kılınırken tango yapıyorsun. Bu ne gaflettir..
Hekaton’un neşteriyle ruhunu parçalıyorlar. Bilim diye önümüze koydukları o materyalist zihniyet, senin manevî kalbini "laboratuvarda göremiyorum" diye inkâr ediyor. Yahu, sen laboratuvar faresinden mi türedin ki her şeyini denkleme döksünler? Sen eşref-i mahlûkatsın. Ama sen, babayı evden kovarsan, anneyi "kariyer" yalanıyla evladından koparırsan, o yuva yıkılır. Yuva yıkılırsa vatan yıkılır. Barolarından medyasına kadar her yer zihin mühendislerinin eline geçmiş, nakış nakış senin kimliğini söküyorlar. Sen ise hâlâ "modernleşiyoruz" diye avunuyorsun. Modernleşmiyorsun,
sömürgeleşiyorsun!
Peki, ne yapmalı? Öyle kös kös oturup "ah, vah" etmekle olmaz!
Evvela: O "Türk Hilal Duvarı"nı evvela zihninde, sonra evinde kuracaksın. Evladını gökkuşağı maskeli iblislerden, o