Kızlar, yalnız ve bağımsız olmanın erdemlerini sayıp döktükten sonra sürekli olarak erkeklerden konuşuyorlardı. Sözler hep aynı:
Kadın soyu, yüzyılların esaretinden kurtulup kendi ayakları üzerinde durmaya başlamış, bu yüzden evlilik denilen şey çökmüş, artık kadınlar daha eğitimli daha üstünmüş, bu durum erkekleri son derece tedirgin ediyormuş, iki yüzyıl sonra erkek kalmayacakmış, kadınlar erkeklere gerek kalmadan doğuracakmış falan filan.
...
Gelişmiş kadının modern dünyadaki trajedisi bu diyordum. Erkekler evleneceği kızı değil, kızlar evleneceği erkeği seçene kadar da böyle sürüp gidecek. O mutlu günler geldiğinde kızlar bir yüzük alıp evlenme teklifi yapacak, ailelerini "oğlan istemek" için göndereceklerdi. Aileler gelin almayacak, damat alacaktı. Ama bu âdet herhalde en son Türkiye'ye gelecekti. Çünkü kadınlar ne kadar güçlenirse güçlensin burası "erkek" bir ülkeydi.
Ülkeleri dişi ve erkek olarak ayırdım ben. Mesela İskandinav Ülkeleri, Fransa, İtalya kadındı; Almanya, İspanya, Amerika ise erkek...
18 yaşında dövme yaptıran bi gence ne güzel çağdaş gençlik yetişiyor gözüyle bakılırken, aynı yaşlarda inançlarından ötürü kapanan bi gence, bu yaşta ne kapanması diye, yobaz gözüyle bakılıyor. Eşitliği savunduğunu söyleyen insanların ayrımcılığı tam da burda başlıyor.
#Haluk BİLGİNER