Neresi benim yerim?
Nerede durmalıyım bilmiyorum. Nasıl yaşamalıyım öğrenemedim. Ben kimim cevabını bulamadım. Çıkmazların içinde boğulup nefes alamıyorum. Sahi neresi benim yerim? Niçin yaşıyorum ve ne yapmalıyım? Ve ben kimim?
Ya da çok özgür olduğum için mi yaşamak istediğim yeri bulamıyorum. Yada hep dayatıldığı için mi birşey olmak için zorla dayatılıyoruz. Birşey olamazsak sanki hiçmişiz gibi. Peki o birşey ne? Ünvan mı? Makam mı? Evlilik mi ? Çocuk mu? Atanmak mı? Okumak mı ? Nedir bu birşey? Nedir bu hayat? Ben neredeyim kimlerleyim? Ben, beni seviyor muyum yada çevremdekileri? Hayatım boş mu geçiyor? Yoksa gerçekten Allaha kul olamadım mı? Dünyam kötü ya ahiretim gerçekten iyi olucak mı? Neden bilinmezliklerin içindeyim? Ve en önemlisi neden bu sorular zihnimde çark gibi dönüyor ? Sevmiyorum bilinmezlikleri, belirsizlikleri ve cevaplanmamış ve hiçbir cevabı olmayan soruları…
Kırşehir'in Yenice Mahallesi'nde yer alan Hamidiye Camii, cenneti anımsatan temasıyla ziyaretçilerini büyülüyor. 1910'lu yıllarda küçük bir mescit olarak kerpiçten yapılan bu cami, zamanla ihtiyacı karşılamadığı için yıkılıp yeniden inşa edilmiş. Şimdi ise iç mekan süslemeleriyle sıradışı bir görünüm sunuyor.
Bakara Suresi'nin 22. ayetinden esinlenilerek tasarlanan cami, iç mekanında doğayı ve cenneti simgeleyen detaylarla bezeli. Giriş bölümünde asma ağaçları, pencere aralarında kavak ağaçları, mihrabında şelale ve tavanında gökyüzü ile bulutlar yer alıyor. Zeminine serilen yeşil halı ise çimen görünümüyle huzur verici bir atmosfer oluşturuyor. Minber ve vaaz kürsüsünün doğal ahşap dokusu da bu doğa temalı tasarıma uyum sağlıyor.
Azerbaycanlı bir mimar tarafından resmedilen bu detaylar, camiyi sıradışı bir ibadet mekanı haline getirmiş. Camiye gelen ziyaretçiler, cenneti andıran bu caminin atmosferine hayran kalıyor.