Fatiha suresi yedi ayettir. Ve bu yedi ayete serpiştirilmiş yedi şahsiyet vardır: Kendilerine nimet verilenler dört şahsiyettir. Bunlar peygamber, sıddîk, şehit ve salih şahsiyetidir. Bir de bunlarla birlikte olmayı niyaz eden "Biz şahsiyeti" var, biz varız. Diğer iki şahsiyet ise kendilerine nimet verilen o dört şahsiyetin muhalifleridir. Bunlar, dört şahsiyetin sahip oldukları iman ve İslam nimetine burun kıvırmış, savaş açmış ve düşmanlık yapmış olan inkâr ve isyan ehli kimselerdir. Allah surenin son ayetinde bunların, gazabına uğradıklarını ve dalalette olduklarını vurgular. Ve bunların yolunun yol olmadığını, gazap ve sapkınlık içinde bulunduklarını, dolayısıyla da müminlerin bunların mahiyetinden ve maiyetinden uzak durmaları gerektiğini bildirir..
Bu kitabı okuduktan sonra Fatiha suresini daha bir farklı daha içten okuyacaksınız
Biz biliyoruz ki bu dünya bizim asıl yurdumuz değildir.Sonsuz bir alemden bu dünyaya bir imtihan için gönderildik. Biz bu dünyada seferiyiz; bu dünya hayatında seferdeyiz. Havaya atılan bir taşın yere düşmeye mecbur ve mahkûm olması gibi, her doğan ölmeye, her gelen gitmeye mecbur ve mahkumdur. Mademki bir defa doğuyoruz, bir defa yaşıyoruz ve bir defa ölüyoruz şu hâlde bu dünya hayatını güçlü bir uhrevi kaygının eşliğinde itina ve ihtiyat ölçüsünde yaşamamız gerekiyor. Peygamberimizin şu ifadesi ne kadar da anlamlıdır: "Dünyada (kimsesiz) bir garip gibi yahut bir yolcu gibi ol!" (Buhari, Rikák, 3)
Ashab-ı kiram bir defasında Peygamberimize sormuşlar: "Mü'minlerin en zekisi kimdir?" Peygamberimiz (sav) buyurmuş ki: "Ölümü çokça düşünendir." Düşündüm tamam bitti mi? Hayır. "Ölümden sonrası için de en çok hazırlık yapandır." demiş Peygamberimiz. İnsan en çok ölümü unutur, insan en çok ölüyü unutur.