Bazı ünlü alimler ise "Kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır" hadisi ve benzeri hadislere bakarak, namazı kasten terk edenlerin kafir olduğunu söylemişlerdir. Her biri ünlü birer muhaddis ve fakih olan İbrahim en-Nehai (v. 96/717), Abdullah ibni'l-Mübarek (v. 181/797). İshak ib ni Rähûye tv. 238/853) ve Ahmed ibni Hanbel (v 241/855) gibi alimler bu görüştedir. Onlara göre hiçbir özrü bulunmadan, vakit çıkıncaya kadar namazı kasten terk eden kimse kâfir olur.
Ahmed İbni Hanbel şöyle demektedir:
"Namazı terk eden kimse dışında hiçbir Müslüman'ı, yaptığı bir günah yüzünden kafir saymayız."
Kur'an'ın bizim idrak iklimimize yerleştirdiği en önemli hakikatlerden birisi şudur: Allah azze ve celle sadece yaratan değil aynı zamanda yol gösterendir.
"Ben yardımı sadece Allah'tan isterim." demek doktora tevessül etmeyeceksin, hastaneye gitmeyeceksin, ilaç kullanmayacaksın, demek değildir. Duanın, yardım talebinin kavlî yönünün, Allah'a yalvarma yakarmanın yanında fiili sahada, o yardımın gelmesi için gerekli bütün şartları, sebepleri bulmak, bilmek ve kullanmak da kulun boynunun borcudur ve bu da "İyyake nestaîn/Sadece senden yardım dileriz" ayetinin kapsamına dahildir.
Bir gün yaşlı, abid ve zahid, ibadet ile meşgul olan kendisini Allah'a vakfetmiş yaşlı bir kadın omzunda bir yük olduğu halde giderken, bir genç arkadan ona bir çelme taktı veya onu itti. O da tepetaklak gitti, elindeki yük de darmadağın oldu. Kadın doğruldu, o gencin gözüne baktı ve ona şöyle dedi: "Yarın mahkeme kurulduğunda, biz öldükten sonra dirildiğimizde, hâkimin Azîz ve Celîl olan Allah olduğu o mahkemede seni benim hışmımdan, gazabımdan, sendeki hakkımı almaktan ne engelleyecek? Sen Allah'tan korkmaz mısın? Sen ahiretten korkmaz mısın?" Sahabe-i kiram bu hadiseden çok etkilenmişti. Hadiseyi dinleyen Peygamberimiz şöyle buyurdu: "O kadın doğru söylemiş." (Ibn Mace. Fiten, 20)
Gökler insan için, bu dünya insan için, içi tıka basa nimet dolu olan şu alem insan için. Peki insan niçin? İnsan kulluk için... Âlemet âlemin anlamıdır. Alem üzerinde düşünerek anlamı keşfeden mümin kendi anlamını da elde eder.