Kalbe inen üç yol vardır. Kur'an da insanın kalbine bu üç yoldan iner. Birincisi dildir; Kur'an dilden kalbe tilavetle iner. İkincisi akıldır; Kur'an akıldan kalbe tefekkürle iner. Üçüncüsü de davranışlardır; Kur'an davranışlardan kalbe güzel ahlak ile iner. İşte bu üç yoldan kalpte biriken Kur'an insanı diri kılar, kâmil kılar.
Kur'an'ın hakikatleri sünnet ile ete kemiğe bürünmüştür. Bu çok mühimdir. Bunu gören İslam düşmanlarının türlü türlü yollarla sünneti alaşağı etmek istemelerinin en önemli amili budur.
Allah Teâlâ'ya kul olan kişi O'nun dışındakilerden hür olur. Kişi tamah ettiği şeyin kölesidir. Çünkü tamah; muhabbeti, boyun eğmeyi ve zilleti gerektirir. Bir şeyi sevmek ve boyun eğmek ise kulluğun vasfıdır. Bu manada denilmiştir ki:
"Köle, tamah ettiği müddetçe hürdür. Hür ise tamah ettiği müddetçe köledir."
Allahım! Nefsimi sana teslim ettim, yüzümü sana çevirdim, işimi sana ısmarladım. (Rızanı) isteyerek, (azabından) korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Senden kaçıp kurtulmak ancak sana sığınmakla mümkündür. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin peygambere iman ettim" (Tirmizi, Daavat)