Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dedikodu öyle bir şeydi. Suya düşen taşın halesi gibi yayılırdı. Kalbe bir dedikodu düşmesin, yoksa onun sınırı olmazdı. Tüm duygular ifsat olurdu. Dedikodu iftiranın anahtarıydı.
Bizde Batı'yı gâye gösterenler, bir hastahanede hademelik edip de köyde doktorluk yapmaya kalkan ukalâ cahillere benzerler. Evvelâ Garbı tanımazlar ve Garbın ne olduğunu bilmezler. Ben Garbı, bütün buhranları içinde ve pek yakından tanımış olmak iddiasındayım
Şeyh Sadî Hazretleri şöyle bir misal verir:
"Halkın, Kabe örtüsüne yüz sürdüğünü ve onu öptüğünü görüyorsun. O ipek örtü, zâhiren ipek böceğinin kozasından yapıldığı için şöhret ve îtibar bulmadı. Lakin bir müddet, mukaddes Kabe duvarında bulundu da, onun için aziz oldu."
Yani Allah katında makbul bir varlığa yakınlık, cansız varlıklara bile bir kıymet kazandırıyor. Şüphesiz ki bu kaide, varlıkların en mükerremi ve şereflisi olan insanoğlu için, çok daha fazla geçerlidir. Bu hakikatin mefhum-i muhalifince, gâfil ve fâsık kimselerden de son derece sakınmak icâb eder.