Zenji

Oralarda zambağın ve kuşun yanında sessizlik vardır. Peki bu sessizlik ne ifade eder? Tanrıya huşuyu, hükmedenin o olduğunu, akıl ve idrakin sırf ona mahsus olduğunu ifade eder. Ve bu sessizlik, aynen, tabiatta olabildiği gibi, Tanrıya huşu demek olduğu için, taparcasına sevgidir, ve oradaki sessizlik bu yüzden o denli şanlıdır. Ve bundan dolayı bu sessizlik böyle şanlı olduğu için, insan tabiatta Tanrıyı hisseder o halde her şeyin ona karşı huşu içinde sükût etmesinde elbette şaşacak şey yoktur! O konuşmasa bile, her şeyin ona huşu içinde sükût etmesi, insanın üzerinde sanki O konuşmuş gibi bir tesir uyandırır.
Felsefe
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Izdırap tam olduğu gibi, ne fazla ne eksik, olduğu vakit son derece büyük olabilir. Izdırap ne fazla ne eksik olmadığı vakit, yani ızdırap ancak kati olduğu vakit: en büyük ızdırap bile olsa, olabildiğinin en azıdır. Ama ızdırap, aslında ne kadar büyük olursa olsun, müphem olunca, işte o vakit ızdırap daha da büyür; bu müphemlik ızdırabı sonsuzca arttırır. Ve bu müphemlik tam da insanın muğlak konuşabilme meziyetinden zuhur eder. Buna karşılık ızdırabın katiliği, yani olduğundan ne fazla ne eksik olması, ancak susabilmekle sağlanabilir, ve sen bu suskunluğu kuştan ve zambaktan öğrenebilirsin.
Felsefe
Ve zambak da kuşun sustuğu gibi susar. Kuruyup giderken ne kadar acı çekse de, o sükut eder masum çocuk murailik edemez - zaten böyle yapması talep de edilmez, ve böyle yapamaması onun için şanstır, zira işin hakikati, mürailik etme hünerinin bedeli pahalıdır - zambak murailik edemez de renk değiştirmemek de elinden gelmez, ve o bu suretle, bu solgun renk değişiminden teşhis ettiğimiz şeyi, acı çektiğini açığa vurmuş olur ama o yine de süküt eder. Nasıl acı çektiğini saklamak için dimdik durmaya can atar ama, buna gücü yoktur, kendi bedeni üzerinde hakimiyeti yoktur, yorgun bitkin, başını büker, bir gelen geçen - tabii şayet oradan gelip geçende ona dikkat edecek duygudaşlık hissi varsa - evet, böyle bir gelen geçen bunun ne demek olduğunu anlar, bu yeterince belagatlidir; ama zambak susar. Zambağın durumu böyledir.
Felsefe
Eğer zambak konuşabilseydi, ve eğer, maalesef insanoğlu gibi, sükût etme hünerini öğrenmemiş olsaydı; acaba o vakit onun acı ve kahrı da dehşet verici olmaz mıydı? Lakin zambak sükut eder. Zira zambak için ızdırap çekmek ızdırap çekmektir, ne fazla ne eksik Ve ızdırap çekmek, ızdırap çekmekten tam da ne fazla ne eksik olduğu içindir ki, ızdırap çekmek mümkün olduğunca basitleştirilmiş ve yalınlaştırılmış, mümkün olduğunca kırpılmıştır. Izdırap bundan daha fazla küçültülemez, zira o her hâlükârda vardır, ve dolayısıyla, ne ise odur.
Felsefe
Kuş ızdıraptan kendini kurtarmış değildir, ama suskun kuş acıyı daha uzun sürdüren şeyden kendini kurtarır, acı ve kahra dair bir sürü laftan, ki bu acı ve kahrı daha beter bir şeye, tahammülsüzlük ve kahırlılık vebaline döndürür. Zira kuşun ızdırap içindeyken susmasının bir parça sahtelik olduğunu hiç sanma; başkalarına karşı ne kadar sessiz de olsa, aslında yüreğinin en derininde sessiz kalmadığını, kaderinden yakındığını, Tanrı'yı ve insanları itham ettiğini, ve kahır icindeki yüreği vebale soktuğunu" hiç sanma. Hayır, kuş susar ve acı çeker.
Felsefe