O dua etmenin konuşmak olduğunu sanmıştı; dua etmenin sırf susmak olmayıp, kulak vermekte olduğunu öğrenmişti. Ve bu böyledir, dua etmek kendi söylediğine kulak vermek değil, susma raddesine gelmek, ve suskun kalmaktır, sabırla beklemektir, dua eden kişi Tanrıya kulak verene dek.
O, duaya gitgide gömüldükçe, diyeceği şeylerde git gide azalır, ve sonunda o tam bir sessizliğe bürünürdü. Evet, o sessizlik, ve üstüne üstlük, ona, konuşmanın karşıtı olan sükuttan da, gerekirse, daha fazlası olan şey olurdu: o bir dinleyici olurdu.
Velhasıl, insan, dini bakımdan, bir anlamda geri geri giderek başlangıca varır. Başlangıç esasen insanın başladığı şey değil, vardığı şeydir; ve insan ona geri geri giderek varır.