Adamın biri bir deniz balığı tutmuş günün birinde, o kadar sevmiş ki yanında hep kalsın istemiş. Her gün suyunu tazelermiş, denizden kovayla tuzlu su çekip taşıyarak. Bir süre sonra usanmış deniz suyu taşımaktan, musluk suyunu denemiş. Balık biraz tedirgin olmuş ama alışmış sonunda tatlı suya. Gel zaman git zaman adamın içine merak olmuş, tatlı suya alışan balık havaya da alışır mı diye… Balık önce debelenmiş, sonunda havaya da alışmış. Günlerden bir gün adamın denize gideceği tutmuş, balığı da yanında. Koymuş onu çakıllığın gölgeli bir köşesine, kendi de denize girmiş. Çocuklar geçiyormuş oradan o sırada. Balığı görmüşler. Yazık, karaya vurmuş, denize atalım demişler. Adam deliler gibi yüzüp yetişinceye kadar, balık boğuluvermiş denizde.
Eğer hiçlikten doğuyorsa, yaptığınız şey ne olursa olsun doğaldır; bu, gerçek eylemdir. Çalışmanın gerçek zevkini, bu zevk içinde yaşamın gerçek zevkini bulursunuz.