Bu alıntı, Hakan Günday’ın ilk romanı olan Kinyas ve Kayra kitabının en bilinen ve birçok insanın kendini bulduğu kısmıdır. Yalnızlık daha güzel tasvir edilemezdi sanırım. Hepimiz yalnız geliyoruz dünyaya. İçimizden şanslı olanlar aşık oluyor, aşklarına karşılık buluyor ve çoğalıyorlar, kısacası mutlu geçiriyorlar dünya denen bu alemi. Bazılarımız ise koskoca dünyada, onca insan arasında kendi ruh eşimizi bulamıyoruz. Hepsinin arasından sıyrılarak, geldiğimiz gibi geri gidiyoruz...
Emily Bronte’den nasihat değerinde müthiş bir söz. İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir.
Görünüşte hepimiz aynı türden canlılarız değil mi? Hepimiz etten ve kemikten oluşuyoruz, hepimiz aynı şekilde dünyaya geldik, aynı şekilde besleniyor, aynı havayı soluyoruz. Peki ya yeryüzünde bitmek bilmeyen bu kavgalar, savaşlar neden? Biz neden sürekli birbirimizi üzüyor, eziyor ve tüketiyoruz? Neden birileri sürekli diğerleri üzerinde egemen olma, üstünlük savaşı kurma eğiliminde?
Her sayfası alıntılarla dolu, muhteşem bir aşk kitabıdır Kürk Mantolu Madonna. Sevgili Sabahattin Ali de aşkı en güzel anlatan yazar ve şairlerimizden biridir. Hani hep derler ya seni deliler gibi seviyorum diye. Deli olmak aklın yerinde olmamasıdır, kontrolsüzlüktür, ehliyetsizliktir… Halbuki insan sevdiğini gayet aklı başında sevmelidir. Bilerek, farkında olarak ve tadını çıkararak.
Hepimizin hayatında sıkıntılar var, hiçbirimizinki gül bahçesi değil. Fakat derdi veren Allah dermanını da veriyor. Bu hep böyle oldu ve dünya döndüğü sürece de böyle olacak. İnsan içinde o sıkıntının geçeceğine dair oluşan bu his, tüm zorlukların üstesinden gelme ve dayanma gücü verir. Yoksa insan başka türlü nasıl dayanırdı ki hayatın bunca oyunlarına??????