Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamak'tan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkıması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir...
Daha iyi yaşamak için yaşama ilişkin veri toplayan ve depolayan insanlar, erteledikleri yaşamın geri gelmemek üzere akıp gittiğini neden görmezden geliyorlar? Üstelik kendi geçmişlerinden alacaklı olmanın giderek artan yüküyle yaşamak zorunda kalarak.
Yalnız kalmamak için ilişkisizliklerin yaşandığı kalabalıklarda kendini afyonlayan insan, doğal olarak kendine yabancılaşır ve günümüzde pek yaygın olan pazar ekonomisinin tutsağı olur. Böyle bir yaşamda insan beğenilmek, önemsenmek, fark edilmek ya da sevilmek için kendisini pazarlama durumundadır. Bu amaçla frekansını başkalarına göre ayarlayarak kendini ortadan siler.