Asya️️‍️

Asya️️‍️
@__Asya___
Benim olan kolaylıkla beni bulur....
Kitaplara yaptığım incelemelere katılıyorsan veya 'yok artık öyle değil' diyorsan, beğeni ve yorumlarınla sesini duyur bana
8 Mayıs
1747 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Ah Bedri, her çaktığım çiviye bir libas astın vallahi."*
10/10
·376 syf.·
2026 38. kitabı
...Dikkat! Tünelin ucu spoiler içerebilir, adımlarınızı dikkatli atın... Murat Menteş'in heybesindekileri tükettiğini, kendini tekrara düştüğünü düşünenler varsa bu kez fena yanılacaklar. Karşımızda eski Menteş tadını sonuna kadar veren, edebiyatımızın en zarif, en "huzursuz" dehası Ahmet Hamdi Tanpınar’ı merkezine alan fantastik, mistik ve alabildiğine afili bir macera var! Düşünün; bir yanda kendini durduk yere bir cinayetin faili olarak bulan Ahmet Hamdi Tanpınar, diğer yanda edebiyat ve sanat tarihimizin en efsanevi figürleri: Hayalet Oğuz (Oğuz Alplaçin), dublajın kraliçesi Adalet Cimcoz , Ferdi Tayfur(tiyatro ve seslendirme sanatçısı olan:), Sabahattin Eyüboğlu, Aliye Berger, Can Yücel ve hatta küçük bir anagramla selam durulan Sevin Okyay (Sevin Yokya) Üstelik bu mistik kovalamacaya, romancılığımızı kıskanıp işin içine giren Ruslar ve Rus edebiyatının devleri de eşlik ediyor. Ethem Onur Bilgiç’in kitaba renk katan çizimleri ise pastanın çileği olmuş. Menteş bu kez elini Türk edebiyatının klasiklerine daldırmış; unutulmaya yüz tutmuş kadim kelimeleri alıp kendi matrak argo lügatiyle dantel gibi işlemiş. Ama yeise kapılmayın (üzülmeyin), yazarımız kelimelerin yanına hemen parantez içinde anlamlarını vererek okuru fırtınanın ortasında yalnız bırakmıyor. Bölüm başlıkları yine bildiğimiz Menteş muzipliğinde, karakter isimleri ise tam onun tarzı: Favorim şimdiden belli: "Başuşak Siyavuş Yavaş"! Kitabı okurken yazarın Tanpınar’a duyduğu o derin hayranlığı ve Türk romanına omuz verme gayretini hissediyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru adeta bir Emine Sündüz Beder titizliğiyle verdiği "roman nasıl yazılır?" tarifi de bu
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026723 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·268 syf.·
2026 44. kitabı
İlklerin günahı olmaz diyor, yazarın dırdırını sineye çekebilecek her edebiyatsevere bu tarihi klasiği tavsiye ediyorum. ​Hikaye, İstanbul Boğazı'ndaki Öreke Taşı mevkiinde üç gizemli cesedin bulunması ve ardından Beyoğlu'nda intihar süsü verilmiş şüpheli bir ölümün yaşanmasıyla başlıyor. Dönemin idealist sorgu yargıcı (müstantik) Osman Sabri Bey, bu karmaşık düğümü çözmek ve katilleri bulmak için tehlikeli bir soruşturmanın içine atılıyor. Kurgu tek kelimeyle harika! ​Ancak kitabı değerlendirirken yazıldığı dönemi ve yazarın alametifarikasını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Puanımı kırarak eleştirdiğim ve aynı zamanda hayran kaldığım noktalar kısaca şöyle: ​ Neden Puan Kırdım? ​ Kitap, Sultan II. Abdülhamid döneminde (1884) yayımlanmış. İstihbaratın, jurnalciliğin ve baskının yoğun olduğu bu dönemde böyle bir kitap yazmak gerçekten büyük risk. Yazar da ara ara araya girip padişah güzellemeleri yapıyor. (Gerçi adam ne yapsın, tüm kitaplar padişahın izni olmadan basılmıyor.) ​ Ahmet Mithat tam anlamıyla ağzı çok kalabalık, çok laf yapan bir yazar. Kurgunun en heyecanlı yerinde aniden araya girip okuyucuya ders vermeye kalkması, bitmek bilmeyen toplumsal nasihatleri ve o bildiğimiz "öğretmen" edası insanı gerçekten boğuyor. Bilgi sıkıştırmak için sürekli akışı bozuyor. ​ Konu çok güzel, kurgu mükemmel ama yazar bu gevezeliği yüzünden konuyu sonlara doğru iyice uzatıyor. Polisiye kurgunun o dinamik, merak uyandıran temposu ne yazık ki bu gereksiz uzatmalar yüzünden baltalanıyor ve okuyucuyu biraz sıkmaya başlıyor. ​ Neden Kesinlikle Okumalısınız? ​Tüm bu anlatım kusurlarına, yazarın laf kalabalığına ve sonlardaki tempo düşüşüne rağmen kitap kesinlikle güzel ve okumaya değer. Dönemin İstanbul’unu, eski hukuk sistemini (müstantiklik müessesesini)
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,060 okunma
B A Y I L D I M
8/10
·112 syf.·
2024 68. kitabı
Bazı kitaplar sadece okunmaz; Akdeniz’in o hem canlı hem melankolik sokaklarında, sinematografik bir rüyanın içinden geçilerek yaşanır. Antoni Casas Ros, bu sarsıcı eserinde matematiğin soğuk formüllerini şiirin sıcaklığıyla eritiyor ve acıyı saf bir estetiğe dönüştürüyor. Roman, feci bir kaza sonrası yüzünü kaybedip gecenin loşluğuna sığınan bir matematikçi ile toplumun kıyısındaki sıra dışı, marjinal ruhların rehberi Lisa’nın yollarını kesiştiriyor. Bu tuhaf ve kalıpları yıkan karakterlerin adımları, okuyucuya buram buram İspanya sokaklarında geziniyormuş hissi veriyor. Sayfalar arasında Pedro Almodóvar sinemasının o cesur, kuralsız ve rengarenk dokusu kelimelerle yeniden hayat buluyor. Yazarın önümüze fırlattığı teorem ise kitabın bittiği yerde bile zihinde dönüp duruyor: "Korkunç veya çirkin bir şeyi güzelliğe çevirmek için ona yeterince uzun süre bakmak yeterlidir." Kusurlu olanın içindeki o gizli kutsallığı keşfeden roman, "Ahenk = Kaos" denklemiyle hayatın vahşi ritmini fısıldıyor. Yaralarını Almodóvarvari bir estetikle taçlandırmak, Akdeniz ikliminin o gizemli gece yürüyüşlerinde tuhaf karakterlerin izini sürmek isteyenler için sarsıcı, deneysel ve büyüleyici bir başyapıt.
Almodovar TeoremiAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2013946 okunma